26 Eylül 2026
  • Lefkoşa30°C▼
  • Mağusa30°C
  • Girne28°C
  • Güzelyurt27°C
  • İskele30°C
  • İstanbul23°C
  • Ankara23°C

DAÜ VYK BAŞKANI ŞEMİ BORA AÇIKLADI... DAÜ'DE İSTİHDAM, İHALE, MÜNHAL TALEBİ...

Şemi Bora seçim öncesi VYK'dan istenilenleri açıkladı . 25 yeni tam zamanlı akademik personel münhal talebini içeren 11 önerge; çok sayıda personelin kadrolaştırılmasını talep eden bir önerge; çeşitli konularda ihale açılmasını öngören 6 önerge ....

DAÜ VYK Başkanı Şemi Bora açıkladı... DAÜ'de istihdam, ihale, münhal talebi...

25 Eylül 2026 Cuma 14:17

İşte DAÜ VYK Başkanı Şemi Bora'nın yaptığı açıklamanın tamamı...

VYK’nın İşleyişi Hakkında Açıklama
Son zamanlarda Doğu Akdeniz Üniversitesi Vakıf Yöneticiler Kurulu’nun (VYK) işleyişi hakkında bazı çevreler tarafından mesnetsiz ve yanıltıcı iddialar ortaya atılmaktadır. Özellikle çok sayıda önergenin bekletildiği, önergeler konusunda bir yığılma veya tıkanıklık yaşandığı ve bunun üniversitenin işleyişini olumsuz etkilediği yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığı görülmektedir.
Bu nedenle kamuoyunu doğru bilgilendirme ihtiyacı doğmuştur.
Rektörlük tarafından VYK’nın onayına sunulan önergeler otomatik olarak toplantı gündemine alınmamaktadır. Önergeler öncelikle VYK Sekreteryası ve Başkanlığı tarafından incelenmekte; gerekli görülen durumlarda ek bilgi ve belge talep edilmekte, mevzuata uygun olmayanlar ise Rektörlüğe iade edilmektedir. İnceleme süreci tamamlanan önergeler daha sonra toplantı gündemine alınarak karara bağlanmaktadır.
Somut olarak belirtmek gerekirse, 21 Eylül 2026 itibarıyla VYK Sekreteryasında işlem sürecinde bulunan 54 önerge vardır. Bunların 21 tanesi 23 Eylül 2026 tarihli VYK toplantısının gündemine alınmıştır. Ayrıca 6 önerge, bir önceki toplantıda üyelerin daha fazla bilgi ve inceleme talebi üzerine ertelenen önergelerden oluşmaktadır.
Rektörlük tarafından sürekli olarak yeni önergeler sunulması nedeniyle, VYK Sekreteryasında her zaman belirli sayıda önergenin bulunması olağan bir durumdur. Ancak son dönemde önerge sayısının geçmiş dönemlere kıyasla belirgin biçimde artmış olduğu da inkâr edilemez.
Bu artışın temel nedenlerinden biri, 29 Temmuz, 12 Ağustos ve 28 Ağustos 2026 tarihlerinde yapılması planlanan VYK toplantılarının toplantı yeter sayısının oluşmaması nedeniyle gerçekleştirilememiş olmasıdır. Daha önce yaptığım açıklamada da açıkça ifade ettiğim üzere, söz konusu toplantılarda toplantı yeter sayısının oluşmaması tesadüfi değildir. Bazı üyeler, mevzuata aykırı olduğunu değerlendirdiğim taleplerini Başkan olarak kabul etmemem üzerine, toplantı yeter sayısının oluşmasını kasten engellemiştir.
Yaklaşık bir buçuk aylık süre boyunca yukarıda belirtmiş olduğum nedenlerden toplantıların yapılamamış olması nedeniyle işlem sürecindeki önerge sayısının artması kaçınılmaz bir sonuçtur. Dolayısıyla yalnızca mevcut önerge sayısından hareketle VYK’nın işleyişinde bir tıkanıklık bulunduğu izlenimini yaratmak, önergelerin tabi olduğu inceleme sürecini ve toplantıların yapılamadığı dönemin etkisini göz ardı etmektedir. 
Ancak bugün itibarıyla VYK’da bulunan önerge sayısının geçmiş dönemlere kıyasla daha fazla olmasının temelinde, önem taşıyan başka bir husus bulunmaktadır. Son dönemde üniversitemiz açısından son derece önemli sonuçlar doğurabilecek konulara ilişkin çok sayıda önerge sunulmuştur. Bu önergeleri daha da dikkat çekici kılan husus ise tamamının seçim yasakları kapsamına girebilecek nitelikte olmasıdır.
Bu tür önergelerin bugün itibarıyla toplam sayısı 19’dur. Bunlar arasında, toplam 25 yeni tam zamanlı akademik personel münhal talebini içeren 11 önerge; çok sayıda personelin kadrolaştırılmasını talep eden bir önerge; çeşitli konularda ihale açılmasını öngören 6 önerge bulunmaktadır. Bunların içinde, üniversitenin son derece değerli iki gayrimenkulüne ilişkin ihaleler ile üniversite bünyesinde faaliyet gösteren çok sayıdaki kantin, kafeterya ve benzeri işletmeye ilişkin ihale, sözleşme sona erdirme veya sözleşme uzatma taleplerini içeren önergeler de bulunmaktadır.
Kanaatimce bu durum son derece olağandışı bir tablo ortaya koymaktadır. Geçmiş yıllara bakıldığında, herhangi bir dönemde buna benzer bir tabloya rastlanmamaktadır. Ağustos, Eylül ve Ekim 2024 ile aynı aylarda 2025 yıllarında, yukarıda sözünü ettiğimiz nitelikte tek bir önergenin dahi bulunmaması, mevcut durumun ne ölçüde farklı olduğunu açıkça göstermektedir.
Seçimlere üç aydan az, seçim yasaklarının başlamasına ise bir aydan az bir süre kalmışken, üniversitenin kaynaklarını, kadrolarını ve geleceğini etkileyebilecek nitelikte çok sayıda önergenin adeta seri üretimden çıkmışçasına VYK’nın onayına sunulması, bana göre olağan bir durum değildir. Bu nedenle, söz konusu önergelerin neden özellikle bu dönemde ve böylesine yoğun bir şekilde VYK’nın gündemine getirildiğinin ve bu sürecin arkasındaki amacın ne olduğunun ciddi biçimde sorgulanması gerektiği kanaatindeyim.
Seçim yasaklarının başlamasına çok kısa bir süre kala Rektör tarafından VYK’ya sunulan bu nitelikteki önergelerin, mevcut koşullar altında karara bağlanmasının ancak seçim sonrasında, daha sağlıklı ve tartışmasız bir ortamda gerçekleştirilmesinin uygun olacağını değerlendiriyorum. Bu nedenle, VYK Başkanı olarak, mevzuatın tarafıma verdiği yetkiye dayanarak söz konusu önergelerin hiçbirini VYK toplantılarının gündemine almadım; mevcut koşullar değişmediği sürece de almayacağım.
Yukarıda ortaya koyduğum gerçekler ve içinde bulunduğumuz koşullar birlikte değerlendirildiğinde, VYK’da aylardır şahsıma yönelik olarak gerçekleştirilen girişimlerin ve nihayet Bakanlar Kurulu tarafından görevden alınmam yönünde öneride bulunulmasının ardındaki temel saiklerin daha belirgin hâle geldiği kanaatindeyim.
Bu çerçevede, yakın geçmişte yaptığım bir açıklamada dile getirdiğim şu soruyu yeniden hatırlatmak istiyorum:
“Temsil ettiğim yönetim anlayışı ve savunduğum değerler, bazı makamları işgal eden kişiler açısından bir tehdit olarak algılanıyorsa, kanaatimce sorulması gereken temel soru şudur: Bu kişiler neyi değiştirmekten, neyin ortaya çıkmasından veya hangi uygulamalarının sorgulanmasından endişe etmektedirler ki VYK Başkanının görevini bağımsız, şeffaf ve mevzuata uygun biçimde yürütmesine tahammül edememektedirler?”
Bugün gelinen noktada bu sorunun daha da anlamlı hale geldiğini düşünüyorum. Çünkü şahsıma yönelik girişimlerin yoğunlaştığı bir dönemde, üniversitenin kaynaklarını, kadrolarını, taşınmazlarını ve geleceğini doğrudan ilgilendiren çok sayıda önergenin aynı anda VYK’nın önüne getirilmesi, benim açımdan yalnızca bir zamanlama meselesi değildir. Bu tablo, VYK Başkanının karar süreçlerindeki bağımsızlığının neden bazı çevreler açısından bu kadar rahatsız edici olduğunu da sorgulamayı zorunlu kılmaktadır.
Benim açımdan mesele artık yalnızca hangi önergenin ne zaman gündeme alınacağı değildir. Mesele, VYK Başkanının görevini gerçekten bağımsız biçimde yapıp yapamayacağıdır. Mesele, bir başkanın önüne getirilen her talebi sorgulamadan onaylamasının mı beklendiğidir; yoksa hukuka, mevzuata ve kurumsal sorumluluğa uygun bulmadığı hususlarda “hayır” diyebilme hakkının ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığıdır.
Ben, görevimin gereğini yerine getirirken herhangi bir makamın hoşnutluğunu gözetmek, herhangi bir kişinin beklentisini karşılamak ya da herhangi bir güç odağının talebi doğrultusunda hareket etmekle yükümlü değilim. Benim asli sorumluluğum; üniversiteye, hukuka ve görevimin gerektirdiği kurumsal sorumluluklara karşıdır.
Bu nedenle, şahsıma yönelik baskılar ne ölçüde artarsa artsın, VYK Başkanlığı makamının bağımsızlığından ve görevimin gerektirdiği temel ilkelerden vazgeçmeyeceğim. Bir makamı koruyabilmek uğruna yanlış olduğunu düşündüğüm uygulamalara sessiz kalmayacağım. Görevimi sürdürebilmemin koşulunun susmak, görmezden gelmek veya önüme getirilen her talebi sorgulamaksızın onaylamak olduğu düşünülüyorsa, böyle bir beklentinin karşılanmayacağını açıkça ifade etmek isterim.
Benim duruşum nettir: Üniversiteler kişisel iradelerle değil, kurumsal kurallar ve hukuk çerçevesinde; kapalılıkla değil şeffaflıkla; hesap vermekten kaçınarak değil hesap verebilirlik anlayışıyla; baskıyla değil hukuk, liyakat ve kurumsal sorumluluk ilkeleriyle yönetilmelidir.
Makamlar geçicidir. Bugün görevde olanlar yarın görevde olmayabilir. Ancak bugün alınan kararların üniversite üzerinde yaratacağı etkiler yıllar boyunca devam edebilir. Bu nedenle benim asıl sorumluluğum, geçici bir makamı korumak değil; kalıcı bir kurumsal değeri, üniversitenin itibarını ve geleceğini korumaktır.
Bugün de bütün baskılara rağmen görevimi aynı anlayış, aynı sorumluluk bilinci ve aynı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğim. Çünkü benim için görev, bir makamı koruma aracı değil; üniversiteye ve hukuka karşı taşıdığım sorumluluğu yerine getirme yükümlülüğüdür.

Şemi Bora
Başkan
Vakıf Yöneticiler Kurulu
Doğu Akdeniz Üniversitesi

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA