DOLAR KURU NEDEN YÜKSELİYOR, TL'NİN DEĞER KAYBI NEDEN HIZLANDI?
Aralık ayında dolar/TL kurunun 18'e ulaşması sonrasında devreye sokulan Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi ile kısmen sakinleşen ve 12 TL seviyelerine kadar düşen kur, tekrar 17'yi aştı.

09 Haziran 2022 Perşembe 08:37
KKM'ye dair endişelerimi daha ilk yürürlüğe girdiği sırada da paylaşmıştım. O yazıda kötü senaryoyu şu şekilde tanımlamıştım:
"Kötü senaryoda KKM döviz talebindeki artışı durduramaz. Bu durumda kur artışı Hazineyi ve TCMB'yi ciddi bir genişleme zorunda bırakır. Şayet vergilerde bir artış olmazsa (ki seçim öncesi bu olasılık yok denecek kadar az) bütçe açığı artar. Bu durum, sonu hiperenflasyona kadar giden bir süreçle sonuçlanabilir."
Bugün geldiğimiz nokta kötü senaryoyla oldukça uyumlu.
KKM'nin Hazine'ye yüklediği ek yük 157 milyar TL olarak hesaplanıyor.
Enflasyon resmi rakamlarla yüzde 74 seviyesine ulaştı, ileriye yönelik beklentiler daha da artacağını gösteriyor.
KKM'nin kuru tutmakta giderek zorlandığını görüyoruz.
Peki kurdaki değer kaybı hafta başından beri neden ivmelendi?
Bu soruya cevap ararken, KKM'nin sürdürülebilirliğine dair endişeler, artan cari açık, giderek sıkışan global piyasalar gibi hep konuştuğumuz kırılganlıklara ek olarak hafta başında gelen iki önemli siyasi demecin altını çizmek isterim.
Zira her iki demeç de politika duruşunda geri adım atılmayacağına, mevcut enflasyonist baskıların artarak devam edeceğine, bu durumun da kuru zorlayacağına işaret ediyor.
1: Faiz indirimlerinin devamı geleceği sinyali
Cem Çakmaklı ve Gökhan Şahin Güneş'le beraber yaptığımız araştırma sadece faiz indirimi değil, faiz indiriminin geleceğine dair sinyallerin bile kurda bir zayıflama yarattığını, tahvil faizlerini yükselttiğini gösteriyor.
Çünkü piyasalar faiz indirimi sonrası enflasyonun ve genel risk priminin artmasını bekledikleri için bu olumsuz tablonun TL'yi zayıflatmasını bekliyorlar.
Bu yüzden hükümet kanadından gelen "faizler düşmeli" demeçlerini takiben dolar/TL kuru yükseliyor.
2017 öncesinde faizlerin inmesi gerektiğine dair siyasi demeçleri takiben TL ortalama yüzde 20 değer kaybederken bu rakam ilerleyen yıllarda yüzde 30'a çıkıyor.
Yani siyasi baskıların birikimli etkisi Merkez Bankası kredibilitesinde daha ağır bir erozyon yaratarak olumsuz fiyatlamayı da artırıyor.
6 Haziran'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Faizi düşürmeye devam edeceğiz" demecini bu açıdan değerlendirdiğimizde piyasaların geçmişte verdiği tepki ile tutarlı hareket ettiğini gözlemliyoruz.
2: 'Enflasyonla beraber büyüme' tercihi
Geçen günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Nebati, "enflasyonla birlikte büyümenin" siyasi bir tercih olduğunu söylerken "Yoksa enflasyonu düşürmek için çok sert tedbirler alabilirdik. Yüksek faiz artışı yapardık" ifadesini kullandı.
Nebati'nin bu sözlerinin olumlu ve olumsuz iki boyutu var.
Olumlu tarafından bakacak olursak bakanın sözleri hükümetin duruşunda oldukça "ortodoks" bir dönüşe işaret ediyor.
Enflasyonu düşürmek için yapılması gerekenin faizleri yükseltmek olduğunu, ancak faiz artışı ekonomiyi yavaşlatacağı için hükümetin bunu tercih etmediğini söylüyor.
2021'in son çeyreğinden itibaren 5 puanlık faiz indirimine gidilirken hükümet kanadı ve Merkez Bankası bu şekilde enflasyonun da düşeceğini iddia eden "heteredoks" bir anlayışı savunmuştu.
Dünya genelinde uygulaması olmayan ve iktisat disiplinine ters düşen bu görüş maalesef enflasyonu düşürmedi.
Ortodoks politikaların öngördüğü şekilde enflasyonda çok ciddi bir artış ile sonuçlandı.
Kısa vadeli 'kılıf' geri tepebilir
Geçen günlerde Koç Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu olarak düzenlediğimiz etkinlikte politika faizi ve enflasyon arasında pozitif bir ilişki olduğunu iddia eden Neo Fisher yaklaşımının fikir önderlerinden Profesör John Cochrane'i ağırladık.
Prof. Cochrane de söz konusu yaklaşımın orijinal Fisher eşitliğinde olduğu gibi uzun vadeli bir ilişkiye işaret ettiğini ve kısa vadeli politika hamlelerini motive etmek için bir "kılıf" olarak kullanılmasının geri tepebileceğini, teori ile uyuşmadığını not etti.
Bakan Nebati'nin sözlerini bu açıdan değerlendirdiğimde, hükümetin Türkiye'de zaten yanlış yorumlanmakta olan Neo Fisher yaklaşımından vaz geçtiği sinyalini verdiği için olumlu bir gelişme olarak görüyorum.
Ortodoks politika anlayışında buluşmak şüphesiz ki bir ilerleme.
Ancak yine ortodoks iktisat politikası "enflasyon ile beraber" büyümenin son derece riskli olduğuna işaret ediyor.
Türkiye'deki enflasyonun iki nedeni
Ülkemizde tecrübe ettiğimiz enflasyon iki temel sebepten kaynaklanıyor:
Arz yönlü baskılar esasen faizin düşük kalması sonucu TL'nin zayıflaması ile ithal ettiğimiz ara malı fiyatlarındaki artışı yansıtıyor.
Talep yönlü baskılar ise düşük faizin borçlanma ve harcamaları teşvik etmesinin bir sonucu.
Yani her iki sebebin kökünde de düşük faiz tercihi yatıyor.
Enflasyon bir ekonominin "yavaşla" sinyalidir, kendi kendini soğutma çabasıdır.
Ortodoks anlayışta merkez bankaları enflasyonist baskılar arttığında faizleri yukarı çekerek ekonominin bu çabasına destek verirler.
Çünkü ancak o zaman enflasyonu kalıcı hale getirmesi engellenir.
Aksi takdirde talep yavaşlasa da enflasyon kendi kendine düşmeyecektir.
Yangına körükle gitmek
Eğer "enflasyonla beraber büyüme" tercihi yapılırsa bu durum kısa vadede ekonominin kendi kendini soğutma çabalarını baskılamaya çalışır.
Yükselen enflasyon talebi geri çekerken düşük faiz ortamı talebi tekrar canlandırmayı dener.
Yani ortodoks anlayış enflasyon yaşanan ülkeyi soğutmak gerektiğini söylerken "enflasyonla beraber büyüme" çabası yangına körükle gitmek anlamına gelir.
Toparlayacak olursak, yüksek enflasyon ortamında hükümet kanadının faiz indirimleri ile büyümeyi desteklemeye devam edeceği sinyalleri hiperenflasyon endişelerini artırarak piyasalardaki tedirginliği artırıyor.
Sürdürülemez ve sonu belirsiz bir yolda devam edildiği inancının altını çiziyor.
Yoksullaşan halk tüketemez
Son söz olarak bir noktanın tekrar altını çizelim:
Şüphesiz hiçbir ülke ekonomisini gereksiz yere daraltmak, istihdamı azaltmak istemez.
Ancak enflasyon nüfusun yüzde 100'üne yoksullaşma olarak yansırken "enflasyona rağmen büyüme" çabası işsizlik oranında birkaç puanlık bir azalışın ötesinde fayda sağlamaz.
O fayda da giderek azalır, çünkü enflasyonla büyüme sürdürülemez.
Yoksullaşan halk tüketemez, enflasyon ortamı yatırımcıyı ürkütür.
İşte bu nedenlerle ortodoks iktisadi görüş "enflasyonla büyüme" kavramının üzerini çizer.
Önceliği enflasyonu düşürmeye verir.
Çünkü enflasyon düştükten sonra gelecek büyüme sağlıklı ve sürdürülebilir olur.
Kısa vadede bir bedeli olsa da bu tercih sonucunda uzun vadede herkes kazançlı çıkar.
YSK, TAM Parti’nin LAÇ belediye meclis aday listesini iptal etti: Cinsiyet kotası karşılanmadıYüksek Seçim Kurulu, TAM Parti’nin, Lapta-Alsancak-Çamlıbel Belediyesi için sunduğu 14 kişilik listede yalnızca 4 kadın adaya yer vermesi nedeniyle belediye meclis üyesi aday listesini oyçokluğuyla iptal etti.31 Ekim 2026 Cumartesi 22:07KIBRIS
DAÜ-SEN: “Hukuk çiğnenerek akademik personelin sözleşmeleri sonlandırılamaz!”DAÜ-SEN, 65 yaşını dolduran akademisyenlerin sözleşmelerinin uzatılmaması ve dönem ortasında öğretim üyelerinin değiştirilmek istenmesine karşı Rektörlük önünde eylem yaptı.31 Ekim 2026 Cumartesi 11:50KIBRIS
TDP ilk 90 günlük acil eylem planını açıkladıTDP, 6 Aralık 2026 seçimlerinin ardından hayata geçirmeyi hedeflediği İlk 90 Gün Acil Eylem Planı’nı kamuoyuyla paylaştı.31 Ekim 2026 Cumartesi 11:34KIBRIS
DAÜ-SEN, Rektörlük Önünde Eylem YapacakDAÜ-SEN, 65 yaşını dolduran akademisyenlerin sözleşmelerinin uzatılmaması ve akademik kadro statülerine ilişkin yaşanan sorunlar nedeniyle yarın Rektörlük önünde eylem ve basın açıklaması gerçekleştirecek.29 Ekim 2026 Perşembe 13:32KIBRIS
İsrail seçim sonuçları: Netanyahu'nun bloğu önde ancak meclis çoğunluğunu sağlayamıyorİsrail'de 27 Ekim Salı günü yapılan parlamento seçimlerinde Türkiye saatiyle 15.30 itibarıyla oyların %85,6'sı sayıldı.29 Ekim 2026 Perşembe 00:19ORTADOĞU
“Kıbrıs Cumhuriyeti” vatandaşlığının evlilik yoluyla elde edilmesi konusunda kararRum Yüksek Mahkemesi, sonradan “Kıbrıs Cumhuriyeti” vatandaşlığı alan yabancı uyruklu bir kişinin, evlendiği yabancı uyruklu eşine vatandaşlık hakkı kazandırmayacağına hükmetti.28 Ekim 2026 Çarşamba 12:21KIBRIS
İçişleri Bakanlığı: Fatma Ünal’a cezaevinde ayrıcalıklı muamele yapıldığı iddiaları gerçeği yansıtmıyorFatma Ünal’ın özel bir odaya yerleştirildiği ve ayrıcalıklı muamele gördüğü yönündeki iddiaları reddederek, yasa ve tüzüklere aykırı herhangi bir uygulama bulunmadığını açıkladı.28 Ekim 2026 Çarşamba 12:18KIBRIS
Doç. Dr. Hamit Caner yazdı... "Büyüdük... Peki Güçlendik mi?""Kuzey Kıbrıs’ın son kırk yıldaki en büyük başarılarından birinin yükseköğretim olduğunu inkâr etmek haksızlık olur."28 Ekim 2026 Çarşamba 12:11KIBRIS
İskele'de üvey kızına cinsel saldırı iddiasıyla tutuklu zanlıya 6 gün ek süreİskele'de 2023-2026 arasında 16 yaşından küçük üvey kızına defalarca cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla tutuklanan H.B., mahkemeye çıkarıldı; soruşturma kapsamında 6 gün daha poliste tutuklu kalmasına karar verildi.28 Ekim 2026 Çarşamba 11:47İSKELE
Emekçinin Partisi Bağımsızlık Yolu, KTAMS’ta Eski Sendika Yöneticileri ile BuluştuEmekçinin partisi Bağımsızlık Yolu, KTAMS’ta her salı bir araya gelen eski sendika yöneticileri ve emeklilerle buluştu. Görüşmede emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu’nun mücadele programı ile ilgili bilgi verilirken, politikaları ile ilgili önerileri konuş28 Ekim 2026 Çarşamba 11:43KIBRIS
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2014 Detay Kıbrıs











Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.