15 Haziran 2026
  • Lefkoşa26°C
  • Mağusa25°C
  • Girne24°C
  • Güzelyurt24°C
  • İskele25°C
  • İstanbul22°C
  • Ankara18°C

SİLİHTAR'IN DAYANILMAZ ÇEKİCİLİĞİ

Oya GÜREL

14 Haziran 2014 Cumartesi 13:33

Son zamanlarda, yaşanmış bir öykü mü, yoksa insanlarımızın zengin düş ürününden ortaya çıkan bir masal mı olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte ağızdan ağza dolaşan bir hikâye bir zamanlar gündemden hiç düşmüyordu. Geçmişi karıştırınca güncelliğini hiç yitirmediğini görüp bir kez daha sizlerle paylaşmak istedim… Öykümüz bir rivayete göre, Kıbrıs'taki İngiliz idaresi zamanında geçiyor... Mekan ise başkent Lefkoşa... O dönemde, bugün Başkanlık Sarayı'nın bulunduğu "Silihtar" adı verilen tepede, İngiliz Vali, ailesiyle birlikte ikamet edermiş... Kente göre yüksekçe olduğu için, özellikle de yerleşimin bu kadar sıkışık olmadığı o dönemde, kentin en havadar bölgesiymiş Silihtar... Gel zaman, git zaman, Vali Beyimizin nur topu gibi bir yavrusu doğmuş... Silihtar havadar olmasına havadarmış ama İngiltere'nin güneş yüzü görmeyen, sisli puslu ikliminden gelen genç anneye yine de bolca süt sağlayacak kadar yeterli olamamış... Vali Bey bu...Hali vakti yerinde...Hemen haberler salmış, bebek için süt anneler tutmuş...Ancak, birilerinin, "Çok faydalıdır… Sütü, hem insan sütüne yakın, hem de şifalıdır" tavsiyesiyle, süt anneler arasına bir de ‘Kıbrıs eşeği’ eklenmiş... Hayvancık süt verme işlemleri bir yana öylesine sevimliymiş ki, Vilayet Sarayı'nın sevgilisi olup çıkıvermiş kısa zamanda... Bir gün, Valiye, memleketinden konuklar gelmiş... Vali Bey'imiz de "Şunlara buranın güzelliklerini göstereyim bir"  düşüncesiyle, konuklarını Trodos tepelerinde pikniğe çıkarmağa karar vermiş... Hazırlıklar yapılmış, Kıbrıslılığa iyice alışmaya başlayan Vali Bey'in Kıbrıs usulü mangallı, etli , soğanlı maydanozlu, dolmalı, börekli kumanyaları hazırlanmış...Bu arada bebek de unutulmamış...hem ona süt sağlamak, hem de konuklara dağda bir de gezi sefası düzenlemek amacıyla, eşekçik de piknik kervanına katılmış... Trodos'a varılmış... Yemekler yenmiş, içkiler içilmiş, şarkılar söylenmiş... Muhabbet tam koyulaşıyormuş ki, bebek acıkmış, ağlamaya başlamış... Yardımcılar hemen eşek sütanneyi sağmaya seğirtmişler... Bir de ne görsünler, eşekçik ortalarda yok... Bebek ağlamaktan çatlayacak hale gelmiş... Anne'de süt yok..."Nasıl olsa eşek bizimle" diye yedek süt anne de getirilmemiş pikniğe... Çaresiz taslar taraklar toplanmış, piknik sefası tamamlanamadan geri dönüş başlamış... Vali Silihtar'daki konutuna gidince bir de ne görsün? Ta Lefkoşa'lardan kamyonetlerin içinde Trodoslar'a taşıdığı "sütanne" Vilayet Sarayı'nın kapısında durmuyor mu? Meğer Silihtar'ın alıştığı havasından koparılan eşekçiği, Trodos'un çam kokulu havası bile tatmin etmemiş... Lefkoşa'yı tepeden gören kendi havadar yerine kavuşmak için, onca yolu dört ayağının üzerinde tepip, evine geri dönmüş... O günden sonra da hiçbir güç, eşekçiği kapının önünden ayırmağa yetmemiş...  

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.