15 Haziran 2026
  • Lefkoşa18°C
  • Mağusa17°C
  • Girne20°C
  • Güzelyurt17°C
  • İskele17°C
  • İstanbul17°C
  • Ankara10°C

ŞİKÂYET EDİYORUZ DA…

Oya GÜREL

25 Ağustos 2014 Pazartesi 15:23

oyaHep şikâyet ediyoruz değil mi? Mesela çevre kirliliğinden yakınıp duruyoruz… İnsanların ne kadar duyarsız olduklarını söylüyoruz.. “çöplerini, atıklarını gelişigüzel sağa sola savuruyorlar” diye kızıyoruz… İyi de eğer hepimiz bu kadar şikâyet ediyorsak kim acaba çevreyi kirletenler? Zehirli atıkların sürekli sofralarımıza sürüldüğünü söylüyorlar… Bırakın devleti… Biz ne yapıyoruz, yakınmaktan başka? Hayvanlara kötü muamele, aile içi şiddet, pahalılık, aç gözlüler tarafından kazıklanmak, yanmayan sokak lambaları, eldik deşik olmuş yollar… Trafiğe de kızıyoruz tabi… Tabakhaneye bir şeyler yetiştirecekmişçesine ışık hızıyla yarışan araçlar, Kırmızı ışık, tek-çift yön, kaldırım, yaya geçidi, geçiş önceliği tanımayan sürücüler… İkide bir kesilen elektrikler hangimizin öfkesini tepesine çıkarmıyor ki? Hele ay sonunda gelen faturalar? En zengin ülkelerin elektrik fiyatlarını fersah fersah geride bırakan, asgari ücreti bir bardak su gibi yutan elektrik faturaları? Onları sevgiyle kucakladığınızı söyleyemezsiniz herhalde Ya da çeşmelerden su niyetine akan klorlanmış kireçlenmiş deniz suyu tadındaki sıvı? Her ay sonunda “içme suyu faturası” diye alnınıza dayanan kâğıtla, sizinle alay ediliyormuş hissine kapılmıyor musunuz? Her yağmurda ızgaralardan caddelere boşalan kanalizasyon sularına ne demeli? Yanmayan sokak ışıkları için ödediğiniz faturalara ne ad verilebilir sizce? Ya da hastanede sabahın köründe sıra numarası alıp saatlerce bekledikten sonra “doktor izinli” yanıtıyla karşılaştığınızda içinizden geçenler ne? Beş dakikalık mesafeye yarım saatte varabilen can kurtaranlar sizce kimin canını kurtarıyor? Park cezası yazmak için, park yeri olmadığından araçlarını kaldırımlara, çift sarı çizgilere konuşlandırıp, vatandaşın canını yakanlar için neler düşünüyorsunuz? Mağazadan tonlarca para ödeyip evinize getirdiğiniz herhangi bir eşya ya da alet bozuk çıktığında kaç iş yeri değiştirmeyi kabul ediyor defolu ürününü? Yoksa “beceremedin bozdun” yanıtını daha mı sık alıyorsunuz? Peki siyasilerimize ne buyrulur bu arada? Hani seçim öncesi “ceğiz ve cağız” ekli nutuklarla mangalda kül bırakmayan, iktidardakinin yaptıklarının hepsine “tu kaka” diyen, Koltuğa oturunca, “cağız, ceğiz”leri “caktık ama, cektik ama”larla değiştiren, Muhalefetteyken “tu kaka” dediklerini, iktidara gelince kendilerine caiz gören sevgili seçilmişlerimizle ilgili düşüncelerinizi de alabilir miyim? Her nedense bin bir umutla miting meydanlarında peşlerinden koşup, sandıklarda kulağınızın arkası bile terlemeden oy verdiklerinizin daha mührünüzün mürekkebi bile kurumadan, size arkalarını dönmeleri ne hissettiriyor? Hep şikâyet ediyoruz değil mi? Oysa şikâyet etmekten başka yapılacak o kadar çok şey var ki? Ah, bu rehavetten bir kurtulsak biliriz biz yapacağımızı ama… Öyle değil mi?    

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.