13 Ocak 2026
  • Lefkoşa10°C
  • Mağusa10°C
  • Girne13°C
  • Güzelyurt8°C
  • İskele10°C
  • İstanbul1°C
  • Ankara1°C

KTÖS:NAZIM ÇAVUŞOĞLU KONUYU SAPTIRIP SORUMLULUKTAN KAÇMAYA DEVAM EDİYOR

"Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin Öğretmenler Yasası Değişikliklerine ilişkin iptal kararının özüne yanıt vermek yerine, her zaman yaptığı gibi tartışmayı başka yere çekmektedir."

KTÖS:Nazım Çavuşoğlu konuyu saptırıp sorumluluktan kaçmaya devam ediyor

12 Ocak 2026 Pazartesi 20:19

İşte açıklama;

Nazım bey çaresizce ‘geçmişte de vardı’ deyip konuyu dağıtarak ve ardından isim vererek hedef göstererek, bugünkü siyasi–idari sorumluluğunu perdelemek istemektedir. Bu çok bilinen, esas meseleye yanıt vermeyip dikkatleri başka bir noktaya çekerek konuyu saptırma taktiğidir. Bu taktikler artık toplum nezdinde karşılık bulmamaktadır.

Anayasa Mahkemesi, ilgili düzenlemeyi Anayasa’nın 72. maddesine (kamu görevine girme hakkı) aykırı bularak iptal etmiştir. Dolayısıyla tartışma kim geçmişte ne yaptı tartışması değildir. Tartışma, artık ilköğretim alanında kamuya girişin hangi ilkelere göre yapılacağı tartışmasıdır. Uzun sürmüş bir uygulama, hukuki meşruiyet üretmez. Bakanın görevi vasat bir tarih dersi vermek değil, Mahkeme kararının gereğini yerine getirecek bir çözüm üretmektir.

Açıklamasında sendika başkanımızı ve bazı kamu görevlilerini isim vererek tartışmanın merkezine koyuyor. Hatta haddini de aşarak ‘istifa edecek mi?’ gibi ifadelerle kendince baskı kurmaya çabalıyor. Sendikalar, Nazım beyin ve partisinin alışık olmadığı şekilde, üyelerin demokratik iradesiyle yönetilir. Bu konuda söz söyleyecek son kişi Eğitim Bakanıdır.

Bu hedef göstermeler, aslında gerçeği bir kez daha ortaya koymaktadır ki KTÖS’ün kişilerle bir sorunu yoktur. Sadece sendika başkanımız değil, geçici statüden kadroya geçmiş çok sayıda yetkili kurul temsilcimiz, öğretmenimiz ve okul yöneticimiz de vardır. Bu bağlamda KTÖS için mesele kim kadroya geçti meselesi değildir.

Mesele sistem meselesidir. Bakan ise sistemin sorunlarını tartışmak yerine konuyu kişilere indirgemektedir. Kurumsal zeminde çözüm üretme kapasitesi olmadığından, isimler üzerinden polemik üretmektedir.

Bakan, Öğretmenler Yasası ile 1994-1999 değişikliklerine atıf yapıyor ve muhalefet dönemlerinde de vardı diyor. Hükümetlerin ve bakanların listesini sıralıyor. Sonra da ‘neden o dönem Anayasa Mahkemesi’ne gidilmedi?’ diye soruyor. Bu konu 30 yıl boyunca, Nazım Çavuşoğlu despotluğunu ilan edip sendikalara zorla yasa değişiklikleri dayatması yapana kadar gündeme gelmemiştir. Eğitim Bakanı, Meclis kürsüsünden ‘geçici öğretmenlikten kadrolanmayı biz kaldırdık’ diye de övünmüştür.

Bir yandan bu düzen yanlıştır, biz bu uygulamayı bitiriyoruz deyip diğer yandan da Anayasa mahkemesi kararı mağdur etti diyemezsiniz. Eğer gerçekten amacınız düzenlemek olsaydı, neden Bakan olduğunuz dört yıldır bu alanı şeffaf ve denetlenebilir kurallara bağlamadınız? Neden herkese eşit uygulanacak süreçleri kurmadınız?

Nazım Çavuşoğlu sınırlandırıyoruz söylemi arkasına sığınarak, Bakanlık döneminde uyguladığı keyfiliği ve bugünkü sorumluluğundan kaçmaya çalışıyor. Bugün ortada bir iptal kararı vardır. Bakanın görevi, geçmişe dönük hesaplaşma dili kurmak değil yaptığı hatalı düzenlemenin sorumluluğunu alarak istifa etmektir.

Bakan, açıklamalarına karşılık kamuoyundan aldığı tepkileri azaltmak için göstermelik olarak ‘Mahkeme kararına tam saygı duyuyoruz’ diyor. Saygı, yalnızca beyanla olmaz. Bu karar, Nazım Çavuşoğlu yönetiminin hukukla kurduğu sorunlu ilişkinin yeni bir halkasıdır. Öğretmenlerin maaş kesintileri, hazırlık ödeneği, polis şikayetleri, soruşturmalar ve eğitim yönetimine ilişkin, Bakanlık döneminde yargıya taşınan çok sayıda işlem olmuştur. Yargı denetimi, bu alanlarda defalarca devreye girmiştir. Nazım Çavuşoğlu hep kaybeden tarafta olmuştur. Bugünkü iptal kararı da aynı iş bilmez yönetim anlayışının bir sonucudur.

Bu tartışmanın odağı kişiler değildir. Esas, Anayasa’ya uygunluk konusunda idarenin sorumluluğudur. Bu sorumluluktan, konuyu saptırarak ve hedef göstererek kaçamazsınız. Nazım bey ve bürokratlarına çağrımız bu kısır polemiği bırakmalarıdır. Kişileri hedef almayı ve öğretmenleri ayrıştırmayı bırakmalarıdır.

İş bilmez Eğitim Bakanlığı karşısında sendikamız KTÖS sendikal sorumluluk bilinciyle hareket etmeye, kamusal eğitimin temel ilkelerini, hukukun üstünlüğünü ve Anayasa’yı savunmaya devam edecektir.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA