BALIKLAR ATIKLARI, BİZ BALIKLARI

Oya GÜREL
16 Temmuz 2014 Çarşamba 12:48
Avrupa’da kıyıları atıklardan temizlemek için çalışmalar yapan bir organizasyon var. Waste Free Oceans (Atıksız Okyanuslar) adındaki bu örgüt, özellikle deniz yüzeylerinde biriken atıkların temizlenmesi için balıkçılarla işbirliği içerisinde canla başla çalışıyor. Bu örgütün çalışmalarıyla ilgili bir haberi bugün gazetemizde okuyabilirsiniz. Geçtiğimiz günlerde birilerinin, denizlerdeki atıkların “kendi kendine kaybolduğu” yönündeki açıklaması, örgütü bayağı sinirlendirmiş. Böylesi bir açıklamanın, kamuoyunu yanıltmaktan başka bir şey olmadığını açıklamış örgüt. Peki, ne oluyor bu atıklar? Zaman içerisinde güneş ışıkları ve dalgaların etkisiyle neredeyse gözle görülmeyecek kadar ufak parçalara ayrılıyor… Gözle görülmüyorlar, küçülüyorlar, ama tehlikeleri bir o kadar daha büyüyor… O ufala ufala görünmez hale gelen atıkları, yani, plastik, her türlü petrol bileşenleri, kimyasalları balıklar yiyor… O balıkları ise balıkçılar tutuyor, ve son aşamada soframıza geliyorlar. Kısacası, atıklar yok olmuyor… Onları yiyen balıklarla birlikte bizim bedenlerimize giriyorlar… Bu örgüt, Türkiye’de de faaliyet gösteriyor… Bugüne kadar denizlerin yüzeyindeki atıkların temizlenmesi için çok da güzel çalışmalar yapmışlar… Özellikle balık avı yasağı döneminde, deniz yüzeyinden ve balıklara zarar vermeyen özel ağlarla, plastik, cam ve diğer ambalaj atıklarını topluyorlar. Toplamakla kalmayıp, bu atıkları geri dönüşüme de vererek, ekonomiye kazandırıyorlar… Bütün bunları neden yazıyorum? Yazıyorum çünkü bizim denizlerimizde de aynı sorun, hem de çok daha büyük bir şekilde mevcut. Ancak, çevreyi temizlemek ve temiz tutmakla ilgili bakanlığımız, dairelerimiz, “kocaman” demeçler vermekten öte bir yere varmıyorlar… Çevre duyarlılığını sadece - o da uygulamayacakları- cezaları yasalaştırarak sergiliyorlar. 7’mizden 70’imize, balık yiyip sağlıklı beslendiğimizi düşünürken meğer bol miktarda naylon poşet, ambalaj, kimyasal ve mikroskobik cam kırıklarını gövdeye indiriyoruz da haberimiz yok… Acaba, Çevre bakanımızın haberi var mı bu durumdan? Varsa, bir şeyler yapmayı düşünür mü? Zaten, siyasilerimiz her fırsatta, bir şeyleri incelemek için yurt dışına uçup duruyorlar… Bir zahmet uçuşlardan birinde bu konuyu inceleseler olmaz mı? Ama baksanıza… Bir “Let’s Do It” yaptı sivil toplum örgütleri, sevgili Bakanımız bir heyecan, bir heyecan demeçler verdi “yapacağız, edeceğiz” diye, sonra her şey eskiye döndü… Yani dağlarımız yine delik deşik, çevremiz yine çöp içinde, ciğerlerimize oksijenden çok egzoz gazı, baca dumanı giriyor, ama dönüp bakan yok! Acaba bu konuda birilerinin bir şeyler yapmasını umut etmekle fazla mı iyimser oluyorum…
![]()
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2014 Detay Kıbrıs

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.