30 Ekim 2020
  • Lefkoşa19°C
  • Mağusa15°C
  • Girne20°C
  • Güzelyurt18°C
  • İskele15°C
  • İstanbul15°C
  • Ankara11°C

TANER ULUTAŞ'TAN SAHİBİNE MESAJLAR

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar

29 Eylül 2020 Salı 08:01

Sn. Olgun Amcaoğlu, maşallah bizim ülkede ne ararsan var. Turfanda sahtekarlıklar. Çiçeği burnunda üç kağıtlar. Yeşerip ağaç konumuna gelen dolandırıcılıklar hepsi beşi bir yerde ve bininini bir paraya satın alıyoruz. Pandemi döneminde Sağlık Bakanlığı ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı kontrolünde karantina için yolcu taşımacılığında, uçal ve gemilerle gelen yolcuların karantina merkezlerine taşınmasını yürüten bazı otobüs firmalarının, sahte evrak düzenleyerek, devletten para aldıkları belirlendi. Mesela pandemi döneminde hiçbir hizmet vermeyen Simena Hotel’e yolcu taşımışlar gibi faturaları, senin masaya bıraktıkları söyleniyor. Ödenen bu faturalar ile ilgili araştırma yaptığın öne sürülüyor. Sn. Amcaoğlu, alışmış, kudurmuştan beterdir diyorlar. Kilo aldırmıyor diye kul hakkı yemeyin dedikçe bazıları yok ben 200 kilo olacağım diyor. Dünyayı yeseler. Deveyi havurdu ile yeseler bile yine aynı g.....t ile sı.....n herhalde bunlar henüz öğrenemediler.

**

Sn. Kemal Serpal, Mağusa Kaymakamı ve bölgenin mülki idare amiri olarak, Yeniboğaziçi Belediyesi ile Salamis kampı kamçıları arasında yaşanan olaylara bizim gibi andilla koyarak baktığınızı gözlemledik. Olayların tırmanarak insanların karşı karşıya geldiği noktada, kaymakam olarak, tartışmanın yarattığı yaraya, tuzluğu kapıp gitmek yerine, yarayı iyileştirecek melhemi alarak gitmeniz bekleniyordu. Tarafları bir araya getirerek sorunlarını dinleyerek, varsa çözüm şekli onları önermeniz ve el sıkıştırmanız gerekiyordu. Ne haliniz varsa görün kitabının sayfalarını çevirmek yerine, birlik beraberlik ve kardeşlik kitabını taraflara hediye etmeniz bekleniyordu. Sn. Serpal, bu tartışma bir şekilde bitecek. Bakın yemek bittikten sonra sofraya gelen tuz ve salatanın artık o sofrada değeri kalmaz. Susuzluk çeken insanlara, belediye ile uzlaşı sağlayarak elinizi uzatmamanız, detone olan şarkıcının düştüğü durum gibidir. Mahkeme devam ediyor. Hukuk guguk değildir. Bir taraf mutlaka kazanır. Ama bu olaylara ‘Andilla’ koyarak uzaktan bakan kazanan kesinlikle siz olmazsınız. Değişen hükümet sonrasında, arkanızdan ağıt deği,l arabaların arkasına bağlanan maşrappalar ile davul çalınır.

Sn. Ahmet Varış, Tıp-İş Başkanı olarak yapmış olduğunuz açıklamada, vaka sayılarına ilişkin soru işaretlerimiz olduğunu belirttiniz. Sağlık Bakanlığı tarafından, pandemi döneminde, eskiden açıklanan pozitif vakalara, tamam budur diyebilirdik. Ama açıkçası şu anda, bu konuda kafamızda soru işaretleri var dediniz. Açıklanan rakamlar belki doğrudur ama net midir, gerçekten doğru mudur, bu mudur? Onu biz de bilmiyoruz” ifadesinde bulundunuz. Şuanda vaka sayılarımız düşmeye başladı. Ama sıfırlandı mı diye sorsak hayır deriz. En sıkıntılı hususun ise kaynağı belli olmayan lokal bulaşlar, en büyük sorunun ise organizasyonsuzluk olduğunu belirttiniz. Ve Bakanlığın yapısıyla, ne doktorlar olarak sizin, nede sağlıkta örgütlü diğer sendikaların, ve de meslek örgütlerin çok da uyum içerisinde çalıştığını söyleyemeyeceğinize vurgu yaptınız. Ahmet Doktorum, işin uzmanı olarak siz bile görünen ‘Buzdağının’ üst kısmıdır. Alt katmanlarının ne büyüklükte olduğunu bilmiyoruz imasında bulunuyorsanız, yandı gülüm keten helva. Ört ki ölem. KKTC Titanik gemisi, buz dağına bindirirse, Hanya’nın Girit’te, Konya’nın Türkiye’de olduğunu anlayacağız.

**

Sn. Ali Pilli, TIP-İŞ Başkanı Ahmet Varış’ın vaka sayılarındaki artışlara ilişkin olarak yapmış olduğu açıklamaya Sağlık Bakanlığı olarak verdiğiniz yanıtta, vaka sayıları dahil, tüm gelişmeleri kamuoyuna şeffaf bir şekilde aktarmaya devam etmekte olduğunuzu açıkladınız. Açıklamanızda ayrıca, alınan tedbirler neticesinde vakaların kontrol altına alındığı, son 1 hafta süresince yerel vakalarda azalma başladığını belirtildiniz. Pandemi Merkezi’nde tedavi gören vakaların da %30’a düştüğünü ifade ederken Cavit amcanın (Covit 19) hakkından geliyoruz imasında bulundunuz. Sn. Pilli, söz ağızdan çıkana kadar sizin esirinizdir. Ağızdan çıktıktan sonra siz onun esiri olursunuz. Geçen defa başardık. Üstesinden geldik diyerek ağzınızdan çıkan sözünüz zincirlerini kırmış ve arkasından pozitif vakalar ile flört etmişti. Pes etmek bir insanın en büyük zayıflığıdır tamam. Ama bu zayıflığa yenilmeden tekrar ayağa kalkıp, tekrar denemek şarttır diye düşünenlerdenim. Bu belayı yenmek için tekrar denemekte yarar var sanırım.

**

Sn. Erhan Arıklı, öncelikle bir türlü pozitiften, negatife dönüşmeyen baş belası Covit 19 ile ilgili olarak size birkez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanı adaylarına yapmış olduğu çağrıda "Gelin TV de tartışalım" diyor.  Diğer adayları bilmem ama karantinadan çıkabilsem, bu davete seve seve iştirak edeceğim dediniz. Etmesine derim ama bence önce bu iki federalist adayın karşı karşıya gelip aralarındaki kozlarını paylaşmalıdır dediniz. Mesela Sayın Akıncı; "Birinci dönemde neyi yapamadın ki, ikinci bir şans daha istiyorsun" sorusuna cevap vermeli. Sevgili Tufan Erhürman da, "Akıncının neyi beceremediğini, kendisine bir şans verilmesi halinde Akıncıdan farklı ne yaparak Rumlarla bir federasyon kuracağını bize anlatmalı ifadesinde bulundunuz. Erhan başkan, tamam bu iki aday karşı karşıya gelsin da. neden sizde ayrı devlet kurmadan bahseden adaylar karşı karşıya gelmek için çağrı yapmıyormusunuz? Mesela, bir birinize KKTC For Ever’in suyumu çıktı, yoksa miyadı mı doldu da ayrı bir devletten dem vuruyorsunuz? KKTC, Prematüre bebekmi ki, KKTC’nin fişini çekip işini bitereceksiniz ve başka bir devlet kuruyoruz diye de sorunuz

**

Sn. Selim Gökbörü, Kıb-Tek olarak isimlendirdiğimiz siyasi çiftlikte yine fırtınalar esmeye başladı. Elektrik kesintileri, ara emri ile mahkemelerden geri dönerken, Kıb-Tek  Genel Müdürü Ahmet Dargın’ın kellesini, bumburo kopartma operasyonun başladığı öne sürülüyor. Bilmiyorum ama Dargın’ın yerine getireceğiniz isimde belki çok kıymetli bir isimdir. Ancak her iş raconunda yapılır. Dümen çevirme kabiliyeti yüksek, bu yöndeki kabiliyetleri tartışılmaz olan ‘Kaptan’ların , seçim yasaklarının devam ettiği bu günlerde, dümeni çevirmeye başlaması, rotada sapmalara neden olabilir. yanlış saptadıkları rota sonrasında  gemi, Titanik gibi ya buz dağına, yada Mercan kayalıklarına bindirebilir. Sn. Gökbörü, güzel yürekli bir insan olarak, seçim yasaklarında siyasi erk piyon, siz ise satrancın Şah’ısınız. Başkanım, Siyasetçi kaybederse 4 puan gider. Ama siz kaybederseniz, kurumun ve iyi niyetli birisi olarak sizin karizması ile güvenirliğinizi kaybetmeniz nedeniyle oyun biter.

**

Sn. Birikim Özgür, Maliye eski Bakanı ve bir akademisyen olarak, pandemi koşullarının plansızlık ve öngörüsüzlükle birleştiğini, seçim kaygılarının da öne çıktığını belirerek, “tarihi bir bütçe açığı” oluşacağını ileri sürdünüz. Seçimden sonra toplumu acı reçeteler bekliyor derken, rakamlar bütçe açığının büyüklüğünü gösteriyor dediniz. Sn. Özgür, borç yiğidin kamçısı, umutta bizim gibi fakirlerin ekmeğidir. Ye babam ye bitmez. Politikamız künefeye benziyor. Dışı tatlı, fakat içi kaşar. Şekerden evler, buz gibi hayaller vaat edenler, seçimden sonra yağdıracakları yağmur sonrasında ne şekerden ev, nede buzdan hayallerimizi bırakmayacak. Şekeri akide, buzdan hayalleri suya dönüştürüp, toprak ile çamurlaştıracaklar desenize.

**

Sn. Sema Kenanoğlu, geçtiğimiz gece nöbetiniz sırasında, 112 tarafından getirilen alkollü bir covid+ hastanın, şiddet, hakaret ve tehditlerine maruz kaldığınızı belirtiniz. Kollarınız aldığınız darp nedeniyle kötü bir durumda olduğuna vurgu yaptınız. Ayrıca sizinle birlikte, başka bir hekim arkadaşınız ile hemşirenin de darp edildiğini söylediniz. Olay sonrasında hasta yakını sözde özür dilemek için doktor odanıza izinsiz olarak girerken sizlere küfrettiğini ve işinizin bunlarla uğraşmak olduğunu ve sağlık çalışanlarına şiddet uygulanması normalmiş dediğini öne sürdünüz. Sema doktorum, kendimizin, çocuğumuzun, yakınlarımızın hayatlarını kurtaran siz ve beyaz melekler olarak nitelendirdiğimiz ‘Hemşirelerimizin’ bazı magandalar yüzünden hayatları ve güvenlikleri tehlike altındadır. Bu magandalar, çocuğunun ve ailesinin yanısıra insanların hayatını kurtaran sizlerin, hayatına gasp etmesi, güvenliğini zora sokması anlaşılır gibi değil. Bu magandaların, size yönelik şiddetine baktıkça, bunların küfür zincirlerimin kilidi ile oynadıklarını fark ediyorum. Adamlıklarını mikroskop ile dahi göremeyeceğimiz kişiler, oralarda ahkam kesmeye devam ederlerse sanırım o kilit açılacak.

**

Sn. Faces Kadir, sosyal medyadaki paylaşımınızda, reklamlar başlayınca duşa giriyorum. Çıkıp  dişlerimi fırçalıyorum, geliyorum, hâlâ reklam diyorsun. Sonra “Acun nasıl uçak aldı?  Bilmiyom ki, düşük faizli taşıt kredisi çekmiştir muhtemelen ifadesinde bulunuyorsun. Sevgili Kadir, bir defa Acun, kendisine ait televizyonlarda yayınladığı reklamlardan ücret almıyor. Bu işi hayrına yapıyor. Survivor boyunca atılan mesajlardan zırnık kuruş talep etmiyor. Yok biz para vereceğiz diyenlere de hayrına filanca partiye hibe et diyor. Uçak nasıl aldı sorusuna ise adam iki günde bir Mozabik, bilmem ne adası diye uçup gidiyor. Rahat gitmesi için zengin bir iş adamı, fakir Acun’a bir uçak hediye etti. Çok mu? Ah be Kadir, Acun’u tenzih ederek söylüyorum, çamaşır makinesi, çamaşırları sıkarken, bazıları kadar hızlı dönmüyor.

**

Sn. Ahmet Sennaroğlu, Büyükkonuk Belediye Başkanı olarak El-Sen tarafından borcu nedeniyle kesilen, Büyükkonuk Belediyesinin elektriği ile ilgili olarak mahkemeye başvurarak, elektriğin tekrar bağlanması konusunda ‘Ara Emri’ aldığınızı açıkladınız. Büyükkonuk Belediyesinin su kuyularının, belediye binası ve sosyal tesislerinin elektriklerinin kesilen elektrik nedeniyle zarar gördüğünü dile getirerek, zararın telafi edilmesi için Kıb-Tek ile sendikaya 1 milyon TL’lık tazminat davası açacağınızı kaydettiniz. Ahmet başkan, bizim Ayşaba, bıçağa yumruk vurulmaz. Bıçağa yumruk vurulursa, kazanan yumruk vuran değil, kazanan hep yumruk vurulan bıçak olur dedi. mu demek istediniz? Peki bu durumda bıçak Büyükkonuk belediyesi mi? Yoksa El Sen mi oluyor.

**

Sn. Hüseyin Samancıoğlu, Turunçlu köyü muhtarı olarak, bugüne kadar gelmiş geçmiş hükümetlerin ve siyasilerin sizlere verdikleri sözleri tutmadığını belirttiniz. Sözler dışında öne sürdükleri vaatlerden de hayır gelmediğini ve sözlerin havada kaldığını kaydettiniz. 9 yıl önce verilen kırsal arazilerin, alt yapılarının tamamlanmadığını, yolların delik deşik olduğunu, caminin dökülmekte olduğunu dile getirdiniz. Muhtarım, siyasiler nedense sizleri hala tanımadı. Sizlerin bir sebeple sevdiğinizi, ancak daha iyi bir sebeple sildiğinizi hala anlamadı. SevgiIiIer 2’ye ayrıIır. Birincisi kaIbe oturanIar ikincisi ise kucağa oturanIardır. Bugüne kadar kalbinize oturanlar, erken seçimde sandıktan kucağınıza düşecekler. Sonrasında kucağa düşenler sanırım left, right ile uygun adımlarla ‘’Mahalleye’’ gidecekler.

**

Sn. B.N.K  kafayı tüttürmek maksadıyla almış olduğun 7 gr. Ağırlığındaki kokain türü uyuşturucu maddeyi, polis kontrolüne denk geldiğin için yuttuğun ileri sürüldü. Yutmuş olduğun kokainin ardından hastaneye gittikten sonra komaya girdiğin ileri sürüldü. Ah be kızım neye istek, niye kısmet. 7 gram kokainin ardından, kafa tütsülendikten sonra neler yutacağını düşünürken, hastanede ayılmak için serumlar ve ilaçlar içmek oldumu? Ahmet Becerekli, bir şarkısında kelleyi koyduk fırına derken, uyuşturucuyu kast etmemişti. Bak kelle beklerken, kelle yerine mideye koyduğun kokain, anüsten dışarı çıkmaya çalışıyor.  B.N.K kardeşim. Bak kabul ettiğin bir hata aslında kazandığın en büyük zaferdir. Sende bu kokain illetinin sana verdiği zararı kabul et ve bundan vazgeçerek, buna karşı bir zafer elde et.

**

Sn. Ayhan Mahşeker, sosyal medyadaki paylaşımınızda sağa döneriz seçim. Sola döneriz seçim dediniz. Döviz aldı başını gidiyor. Patlayan döviz nedeniyle aldıgımız ev ve araba elden gidiyor. Hayat pahalığı yok. Hükümet, sinece yılan gıbi, sindi kaldı dedin. Ve eeee nolacak bu orta zümrenin hali diye soruyorsun. Ne seçim duymak istediğini, nede görmek istediğini kaydettin. Sevgili Ayhan, bende şahsen iki yüzlü insanlardan hep kaçarım. Çünkü bazıları ayni Pazar tezgahları gibidirler. Tezgah önünde hep iyiler vardır. Ama eve gelince çürük olanları görürsün.

***

Günün Fıkrası113964771_2692330981036399_3482649544945071784_n.jpg

Günün Sözü120346013_467792960821371_2318899023709449024_n.jpg

Günün Fotosu120316331_635076893822769_7556570910107831734_n.jpg120314746_456773035281343_517965280362142618_n.jpg

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA