19 Ağustos 2019
  • Lefkoşa29°C
  • Mağusa31°C
  • Girne29°C
  • Güzelyurt27°C
  • İskele31°C
  • İstanbul25°C
  • Ankara22°C

TANER ULUTAŞ'TAN 'SAHİBİNE MESAJLAR'

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

24 Temmuz 2019 Çarşamba 09:23

Sahibine Mesajlar

Sn. Hatice Birinci, bir anneyi son derece üzecek ve moralmen yıkacak olan bir durum ile karşı karşıya kaldınız. Küçük kızınız Nefes Davşan’ın bir çeşit kan hastalığına yakalanmasının üzüntüsünün sizi perişan ettiğini tahmin ediyoruz. Ama bunun dışında, Nefes’in Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki tedavisi sırasında yapılan testlerden sonuç alınamadığını ve 8-10 gün arayla sürekli yüksek ateşinin çıkması sanırım perişan etmekten öte sizi mahvetti. Sonuç alınması için Nefes’in tedavisinin İsrail’de devam edilmesi gerektiğine vurgu yaparak, vatandaşlara nefesin tedavi masraflarının karşılanması için bankalarda açılan hesapların IBAN numaralarını da belirterek  TR27 0006 4000 0016 8180 7017 61 olan İş Bankası’ndaki 6818 – 0701761 numaralı hesaba para yatırabileceğini belirttiniz.Ayrıca her iki cep telefonu operatöründen 5668'e NEFES yazılarak atılacak SMS'lerle 10 TL bağış yapılabileceğine de vurgu yaparak yardım çağrısında bulundunuz. Hatice hanım, güzel kızımız Nefes için İstanbul’daki tedavisine mola vermiş oldunuz. Ancak İsrail’de vermiş olduğunuz molayı kaldırarak pes etmediğinizi cümle aleme gösteriniz. İstanbul’da hayat şimdilik size Yeşil Işığı yakmamış olabilir. Ama sizde bu irade ve sabır ile kırmızıda durmamayı öğrendiniz. Mücadeleniz mücadelemiz olacak. Mücadeleye devam

**

Sn. Nazım Çavuşoğlu, Eğitim Bakanı olarak KKTC ve TC arasındaki eğitim işbirliğinin artırılmasına ilişkin mutabakat zaptına ağzınız kulaklarınızda, tebessüm ederek, imzaladığınızı gördük. Açıklamanızda, yükseköğrenimin yanı sıra ilköğretim ve diğer konuları da ele aldık dediniz. Hala Sultan İlahiyatı vermedik diyerek, koordinatör atanacağını belirttiniz. Atanacak olan koordinatörlerin ‘Zümre Başkanı’olacağını da dile getirerek İlahiyat kolejinde koordine görevini üstleneceğini söylediniz.  Da bizim Ayşaba iyi halt ettiniz. İlk okulun içine, yükseğin dışına ederken, şimdi de diğerlerini de ele alarak onun içini de sıvayacaklar. Ha dedemin cişi ha büyükbabamın fişi. B.. değil gagga diyor. Sn. Çavuşoğlu, Hacı amca Nazım ovlucuğumu tarih yazarken, eğitim için, Nazım’dan önce ve Nazımdan sonra diye yazacak. Milattan önce diyerek eski çağlar, Milettan sonra denilerek daha sonra gerçekleşen icat ve keşif ile yenilikler dile getirilirken, Nazımdan önce denilerek laik ve çağdaş eğitimden, Nazımdan sonra denilerek, duvara toslayan kapkara eğitimden söz edecekler dedi. Ama en ilginç yorum Neriman teyzeden geldi. Komşumuz ile kahve içerken kızının ne iş yaptığını sordum. O da bir patronun sekreteri olduğunu, sık sık onun ile gezilere gittiğini, zaman zaman iş yoğunluğu nedeniyle onun evinde kaldığını söyledi. Yani dedim. O da O..... yerine patronunun sekreteri olduğunu söyledi güldüm dedi. Ne demek istediğini ben anlamadım. Anlayan varsa lütfen bana da anlatsın.

**

Sn. Tolga Atakan, yollarımız ile ilgili projelerin dosya dosya hazır olduğunu ancak “devlette paranın olmadığını” söyledinizTC ile protokolün imzalanmasıyla birlikte paranın olacağını ancak özellikle yol projelerinde zamanlama konusunda geç kalındığını açıkladınız. Yani bizim Ayşaba’nın deyişi ile goca garı, yapacağını yaptı. Bir maşrapa su elini yıkadı. Kapıya da mandalı asarak asayiş berkemal dedi mi demek istiyorsunuz? Ayrıca sadece devletin 1 yıllık seyrüsefer harçlarını bakanlığa bırakılması halinde 20-30 yıllık yol sorununun giderileceğini de dile getirdiniz ve ciddi bir belirsizlik var. Bu belirsizliğin ne kadar süreceği meçhul dediniz. Bir başka deyişle kimin eli kimin cebinde durumu devam ediyor imasında bulundunuz. Da Nesibe Teyze, a be Tolga ovlucuğum, madem öyle bizim tomofillerden ne diye dünya kadar parayı bu yollar için alıyorsunuz diye sordu. Sn. Atakan, protokol imzalanırken Milli denilen dava tren yolu gibi uzayıp giderken kimilerine koltuk kimilerinin cebine ‘LİLLİ’ olarak yağıyor. Siyasiler,  Eh hadde Milli dava şerefine içelim diyerek şerebeti içerken, halk olarak bizlerde şerebet yerine zehir zıkkımı fon deep yapıyoruz.  Fasulyenin yahnisi gitti geldi aynisi derler, ama yahni olarak pişen fasulye, su katılınca fasulye çorbası oldu. Çorbayı geçtik, fasulyenin dibi tutmaktan öte tencere de yandı.  

**

Sn. Alkan Değirmencioğlu, Alekko ile Caher hükümetinin, Spor Dairesi Müdürlük görevinizi sonlandırdığını ve sizi de müşavirler ordusunun bir ferdi yaptığını öğrendik. Bu ülkede iş yapanın köküne tuz ruhu dökmek artık alışkanlıklardan oldu. Bu memleket, artık iş bilenin değil, kelle kesmek için kılıcı kuşananların yeri oldu. Sevgili Alkan, biz halk olarak Tanzimat  Mahallesinde hısar üstünde, Lefke’de geçit vermez denilen Karadağ’da, Mağusa’da surlar altında büyüdük. Tek pirili ve bir futbol topu için göz yaşları döktük. Neron Roma’yı yakmış. Anasını satayım biz o pirili ve futbol topu için zamanı gelince seçim sandığını içindekiler ile birlikte yakarız.

**

Sn. Gürkan Kara, tavla maçlarında Alihan ile Yalçın Koçyiğit’e kaybetmek belki seni üzmüştür. Ancak yıllarca uğruna hizmet verdiğin. Hatalarına göğüs gerdiğin. Yaptıkları yanlışlar sonrasında açıklarını kapatmak için uğraş verirken kan kustuğun. Soranlara ise kızılcık şerebeti içtim dediğin partinin seni bu noktada unutarak, golifa gibi dağıttıkları koltuklardan birisine seni münasip görmemesi sanırım bırak üzmeyi kahretmiştir. Bürokrasinin üniversitesini geçtik, masterlik ve doktorasını yaptıktan sonra galifaları senin gibi bürokrasinin kırk çemberinden geçen birisi yerine dayı ve amcaları olan ağzı süt kokanlara dağıtılması yalnız sana değil, ülkeninde sanırım büyük kayıbı oldu. Sn. Kara, Kanat vardır Doğanı padişaha götürür. Kanat vardır Kuzgunu Ieşe götürür. Bunlar ile ilgili aklımdan geçenleri Şeytana anlattım. O bile yapma Günah dedi

**

Sn. Ahmet Çaluda, Türkiye ile yapılan protokolün sizin de hoşunuza gitmediğini gözlemledik. Açıklamanızda, protokolde yer alan kamu çalışanlarını ve işçileri mağdur edecek maddelerin tarafımızdan kabul edilmesi mümkün değildir. Bu maddelerdeki kısıtlamalar çalışanları ve işçileri ileriye değil daha da geriye taşıyacaktır dediniz. Ayrıca,  protokolde yer alan maddeler ile 2019 Reforum eylem planında yer alan kamu sektörünü ilgilendiren Toplu İş Sözleşmesine direk müdahale olduğunu da belirterek, belirterek, bu müdahalenin çalışanların kazanımlarını elinden almakla ayni anlama geldiğini ifade ettiniz. Sn. Çaluda, emir büyük yerden gelince demiri değil çeliği bile keser. Ne dost, ne arkadaş nede yandaş tanır. UBP bu konularda yıllanmış şarap gibidir. Ancak unutulmasın. Onlar yıllanmış şarap ise bizde o şarabın içine konulduğu testiyiz. Ve testi kırılırsa o şarabın ne yıllanmışı nede kendisi kalır.

**

Sn. Ahmet Dargın, UBP-HP Hükümetinin, Bakanlar Kurulu, yakıt bedellerinden doğan 6 kuruşluk zam önerisini uygulamama kararı aldığını ancak tarifelerde yeni düzenleme kapısı henüz kapanmadığını belirttiniz. Buna paralel olarak da düzenleme yapılmaması nedeniyle kurumun 30-35 milyon TL’lik zarara uğradığını söylediniz. Kısacası yeyemem yok. Yiyeceksiniz. Ya kıynıklarını temizleyerek, yada kıynıklı olarak, zeytin yağına bulamadan yiyeceksiniz demeye getirdiniz. Sn. Dargın, golanda sıkacak delik kalmadı. Şimdi madem delik kalmadı pantolonlar fora imasında bulunuyorsunuz. Bakın, cevizi kırıp özüne inemeyip, hepsini kabuk zannedenler kaybetmeye mahkumdur. Kabuğunu kırmadan yiyeceğim dediğiniz cevizi geçtik, bir baktınız dişlerden de oldunuz.

**

Sn. Kuzey Tarık, zaman zaman siyasi haberlerden sıyrılarak, BRT’deki programlarına denk geldikçe izlemeye çalışırım. Şen, şakrak, kabına sığmayan tavırların doğruyu söylemek gerekirse hoşuma gider ve takdir de ederim. Ama en çok Kıbrıslı Sanatçılara verdiğin değer ve onların şarkılarını tanıtmadaki performansın beni etkiliyor. Türkiyeli sanatçıların şarkılarını dinlerken, ma be ama bizde sanatçı yetişmezmi diyenlere, al da bak bizde de ne cevherler yetişiyor imasında bulunuyorsun. Sevgili Kuzey, Fikri Karayel’in kadife sesini, Ahmet Even güzelim yorumunu, Koray Avcı’dan keyif ile dinlediğim duyanlara duymayanlara şarkısını daha büyük keyif ile PassNote’dan dinleme keyfine ulaştırdın. Ama hepsinden ötesi, buralarda da kadife sesli, bu işi çok güzel yapan insanlarımız olduğunu dünya aleme gösterttin.

**

Sn. Güven Bengihan, KTAMS Başkanı olarak yapmış olduğunuz açıklamada, hükümet tarafından SÜTEK Yönetim Kurulu’na, yine UBP-HP hükümeti tarafından hakkında maaş kesme yazısı yazılan bir kişinin atandığını dile getirdiniz. Ve Başbakan Ersin Tatar ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ı, söz konusu göreve atanan “geçici memuru” hangi liyakata dayalı olarak Bakanlar Kurulu tarafından SÜTEK Yönetim Kurulu’na atadıklarını açıklamaya davet ettiniz. Sevgili Güven son moda söz küçüğün sus büyüğündür. Bu nedenle sorunuza susma haklarını kullanarak cevap vermeyeceklerinden eminim. Başkan yağmurdan kaçarken doluya tutulduk sözü artık demode oldu. Biz gülü sevelim dedik. Gül yerine nasibinize kaktüs çıktı dediler. Eh ne yapalım kaktüs çiçeğine de alışırız derken, birden bizi babutsa tarlasına soktular. Ve buyrun doya doya sevin dediler.    

**

Sn. Songuç Kürşad, sosyal medyadaki paylaşımında, İngiliz istihbaratının Türk eğitim sistemi ile ilgili değerlendirmesi. “En zeki öğrenciler tıp ve mühendisliğe gidiyor. İkinci derecede olanlar iş idaresi ve iktisatı seçiyor, birinci derecedekilerin yöneticisi oluyor. Üçüncü derecede olanlar siyasete yöneliyor ve birinci ile ikinci derecedekilere hükmediyor. Eğitimde başarısız olanlar ordu ve polise girerek diğer derecedekileri istedikleri an deviriyor. Dehşet verici olan ise hiç eğitim almayanlar din adamı oluyor ve herkesin kendilerine itaat etmesini sağlıyor diyerek ilginç bir değerlendirmede bulundun. Sevgili Songuç, efendilerin kapılarında kapıkulu askerleri gibi, gıccaccık ve oğlancığın işe girmesi veya sözleşmelerinin uzatılması için beklerken,  ikide bir Allah Kerim diyerek, Kerim’den medet uman bizler, sanırım indiğimiz Kerim’in kuyusundan ip kısa geldiği için bir türlü çıkamıyoruz. Bu nedenle de herkesin başına Adriana Lima düşerken bizim başımıza da böylesi seçme mangal kömürleri düşüyor.

**

Sn. Cenk Özdağ, sosyal medyadaki sosyal medyadaki paylaşımınızda, Uzaktan Kumandalı illallahiyat havaya bakanı Nazım Çemişoğlu Türkiye'den ilahi bir biçimde atanan eğitim ilahi koordinatörlerin göreve başlayacağını, İlahiyat Koleji'nin yanındaki araziye İlahiyat Anadolu Lisesi'nin yapılacağını, olayın ilahi boşbakan Ersin Trump ve ilahi dışişleri bakanı Kudret İlahisay'ın bilgisinde olduğunu açıkladı. Ekonomi, Ulaşım, Tarım ve sair alanlarda da ilahileştirilmeye gidileceğini söyleyen Havaya Bakan, amaçlarının 2 kere 2'yi toplayamayan ama dindar nesiller yetiştirmek olduğunu söyledi dediniz. Ayrıca Bakan Çemişoğlu İlahiyat Anadolu Lisesi'ne öğrenci alımının kolej sınav programının dışında olacağını söyledi ve bir gazetecinin "halk sizin için ilahi tanrım tüketsin genneriiiii" diyor sorusuna ilahi bakan "ilahiyarabbi şükür, yağmur mu yağıyor?" şeklinde bir soruyla cevap verdi dediniz. Sevgili Cenk, malum birileri gibi herşeye evet deyip okumadan imzaladığı belgeler ve hazırladığı protokole sorgusuz sualsiz imza atmakla, Erdoğan’ın katında ‘MAKBUL’ olursun. Ama makbul olduğun kat dışındaki halk katında da ‘MAKTÜL’ olursun. Onlara göre mesele maktül olmak değil, mesele makbul olmaktır.

 **

Sn. Erdal Süreç, sosyal medyadaki paylaşımınızda, İlahiyat Lisesi açacaklarmış. ANAYASANIN Laik çağdaş Eğitim şartını paspas yapan yobaz Siyasiler oy uğruna din Tüccarlığına soyundu. İleriyi değil geriyi ve gericiliği hedef seçen bu yobaz kafalılardan hiçbir şey olmaz ediniz. Sn. Süreç, mesele laik çağdaş eğitim sistemi ile ileriye gitmek değil, yes sir diyerek koltuğa japon yapıştırıcısı ile hiç kalkmamak üzere kaba yerinizi yerleştirmektir. Mesele özgürlük felsefesini kendisine şiar edinen Sokak Kedisi olmak değil. Mesele ciğercinin camında asılı ciğere bakarken, tekme yemenize rağmen hala daha orada cama bakarak miyavlamaktır. Bütün mesele bu.

Günün Vaziyeti

gunz.png

Günün Sözü

gunz-001.png

Günün Fotoğrafı

gunz-002.png

Günün Fıkrası

Ne işe yaradığını öğrenin

 Fatih Yürek, Kuşum Aydın, Aldo ve Dr.Bilal ölmüş.
Tanrı onları cehenneme atmış Azrail'le basbaşa kalmışlar.
Azrail hepsini alıp, büyük bir odaya götürmüş.
Azrail
ŞU KÖŞEYE SIÇIN!" demiş.
Hepsi bunu kabul etmiş ve dediğini yapmışlar.
Daha sonra Azrail
"ŞU KÖSEYE DE SIÇIN!" demiş.
Tekrar hepsi bu isteği de yapmışlar.
Azrail tekrar
"GIDIN;SU KÖSEYE DE SIÇIN!" demiş.
Tümü Azrail’in suratına sinirli bir ifadeyle
bakıp, ikina sıkıla o köşeye de sıçmışlar.
Azrail tekrar
"GIDIN; ŞU KÖSEYE DE TEKRAR SIÇIN" demiş.
Fatih Ürek kızarak:
"AAA! AMA BU KADARA DA OLMAZ Ki!!!"
demiş. Bunun üzerine Azrail:
"SUSS!! O G...TÜN NE ISE YARADIGINI ÖGRENENE
KADAR SIÇACAKSINIZ!!

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA