23 Mayıs 2019
  • Lefkoşa21°C
  • Mağusa19°C
  • Girne22°C
  • Güzelyurt20°C
  • İskele19°C
  • İstanbul18°C
  • Ankara15°C

TANER ULUTAŞ'TAN 'SAHİBİNE MESAJLAR'

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

16 Mayıs 2019 Perşembe 09:13

Sn. ErsinTatar,  hükümeti kurmanız için verilen yetki sonrasında, parti başkanları ile görüşmelere başladınız. Görüşme sonrasında, yansıyan görüntüye bakarak, 3 alternatif olduğunu dile getirdiniz. UBP-CTP, UBP-HP veya bir erken seçim hükümeti olabileceğine vurgu yaptınız. Prensipler konuşuldu. Paylaşım noktasında çalışma yapılmadı derken UBP-CTP, UBP-HP hükümetleri daha yakın mesajı verdiniz. Ayşaba, Ersin ovlucuğumun gönlünde yatan aslan, yükselen oy potansiyeline bakara erken seçimdir. Ama o aslan kükremezse, o zaman diğer alternatifler masaya yatır. Ersin ovlucuğum, ipin ucunu eline geçirmişken, mümkünatı yok o düğümü ‘Kördüğüm’ olsa bile İskender kılığına girerek çözer. HP, naza çekilerek, hükümeti kurmada bana muhtaçtır demeye getirip, gül, dikenin himayesinde yaşar ve itibarı ile kariyeri dikenin sayesindedir mesajı vermeye çalışırsa, dikenin itibarının ve kariyerinin, gülün himayesinde olduğunu da unutmaması gerekir dedi.

**

Sn. Tufan Erhürman, Cumhuriyetçi Türk Partisini ziyarete gelen hükümeti kurma görevi verilen Ersin Tatar ve ekibi ile görüştünüz. Ersin Tatar’ın birlikte hükümet kurma pasını değerlendirirken, bu pas evvelinde, yan hakemin off-side bayrağını kaldırdığı imasında bulundunuz. Sn. Tatar’ın hükümet modelleri üzerinde çalışmalar yapması gerektiğin belirtirken, durumu yetkili kurullarınızda değerlendireceğinizi, şimdilik mevcut durumun, çıkmaz ayın, çıkmaz haftasının, son Perşembe’sinin 31 Şubat tarihine denk geleceği imasında bulundunuz. Sn. Erhürman, bizim komşu Hasibe Teyze, komşuları ile sabah kahvesini içerken, ma be ama Tufan ovlucuğum, koskoca Başbakanken, şimdi Or General rütbesi, tenzili rütbe yapılarak, Başbakan Yardımcığı koltuğuna mı oturtulacak? Vallahi olmayacak iş için yapılacak duaya amin demeyeceğim dedi. Hasibe Teyzenin ne demek istediğini ben anlamadım. Anlayan varsa lütfen Türkçeden, Türkçeye tercüme ederek bir zahmet bana da anlatsın.

**

Sn. Serdar Denktaş DP'nin kurulması muhtemel bir azınlık hükümetine, iddia edilenlerin aksine destek vermeyeceğinizi belirttiniz. Sizin ayrı yol haritanızın olduğunu dile getirirken, hükümeti bozanların alternatifini de üretmek durumunda olduğunu da dile getirdiniz. Ersin Tatar’ın sizin ile görüşme sonrasında yaptığı konuşmada, altın altın gülümsemeniz neyin ne olduğunu gözler önüne serdi. Azınlık hükümetine destek kararı ile ilgili partinin böyle bir görüşü ve kararı yok derken, ciğeri olan kendi yağında kavurması gerekir imasında bulundunuz.   Sn. Denktaş, emirin, demiri bıraktık, çeliği kestiği noktada, bu emri uygulayanların yaptıklarını, yarın göz yaşları bile temizleyemeyecek. Hluriye Teyze, Serdar ovlucuğum, yapılan saldırılar nedeniyle üzülüp göz yaşı dökmesin. Göz yɑşlɑrının değerini bilsin. Ve Onlɑrı hɑk etmeyenler için hɑrcɑmɑsın dedi. 

**

Sn. XX –XX canlı yayınlarda veya yaptığımız haberlerde, ne zaman Türkiye ile ilgili yorum yapılsa, Klarnetin bir başka versiyonu ‘Zurna’dan peşrev havaları çalıyorsunuz. KKTC’de yaşıyorsun. Ekmeğini buradan çıkartıyorsun ama face book sayfana baktığımızda maşallah Hatay, Mersin, Adana resimlerinden ve oradaki siyasilerin fotoğraflarından geçilmediğini görüyoruz. Ne hikmetse KKTC’den tek bir kareye bile raslamıyoruz. Türkiye buradan kazandıklarının karşılığında maddi destek vermelidir. Çünkü burada yaşayan nüfüsu var. Ve o ailelerin insan gibi yaşamaları için sağlıklarına gereken önem, çocuklarına da kaliteli eğitim vermelidir dediğimiz noktada, sen, Zurnanın zırt dediği son deliğinden ‘’Peşrev’ yapıyorsun. Senin çocuğunun daha iyi şartlarda eğitim görmesi,ailenin sağlığına özen gösterilmesi için eksiklikleri dile getirirken, küfürlü hicaz faslından beste, santurlu küfürlü acem açiyan makamından güfte yapıyorsun. Ama detone oluyorsun. Kendini Türkiye yetkililerine göstertmek için bir yerlerini yırtarken, pişmiş kelle gibi sırıtıyorsun. Düşünme yeteneğini kaybeden beynini tekrar restart yapıp,tazelemelisin. Çünkü, geldiğin ülkenin kök insanlarına ‘Barra’ çekerek sizi güneye göndereceğiz derken, dağdan gelip bağdakini kovan kişilerin pozisyonunu yansıtıyorsun. Hacı amca, eğer iş ceza kesmeye kaldıysa hakimde, savcıda, toplumun bütünüdür diyor.

**

Sn. Oshan Sabırlı Sosyal medyadaki paylaşımında, Citroen ışıklarında, Kıbrıslı Rum sürücünün, yan şeritte aracı ile yanında durduğunu ve “Lefkosia? Lefkosia?” diye sana Lefkoşa’yı sorduğunu dile getirdin. “What you mean? Old city?” diye Rum sürücüye soru ile karşılık verdiğini söylerken onun “Lefkosia?”“Greek” diye aslında güneyi sorduğunu anladım diyorsun. VE biz Lefkosia/Nicosia/Lefkoşa’nın bölünmüş olduğunu. Kuzeyde de bu şehrin bulunduğunu, gelenlere bile psikolojik olarak anlatamadık ifadesinde bulundun. Sevgili Oshan, biz dış ülkelerdeki fuarlara ordu ile katılırken, buraları es geçmenin dayanılmaz hafifliğini yaşıyoruz. Herşeyi akışına bırakırken, akışın önündeki ‘Takozları’ da nedense göremiyoruz.

**

Sn. Meral Sertsoy, ‘Zor dostum zor’ şarkısını dinlerken, günaydın arkadaşlar. Filmin sonu CTP-UBP güçlü bir koalisyon diyorsunuz. Da, Habibe Teyze, Meral gızım, UBP-HP koalisyonu, ferma pozisyonu alarak, orada dururken, CTP-UBP koalisyonu mutlu son ile bitmez. Türk flimlerinde, zengin oğlanın manitası kör kızın çarptığı otomobil sayesinde yeniden görmesi gibi, UBP-CTP koalisyon hükümeti adaylarına kamyonu geçtik TIR çarpsa üzgünüm, bu flimde zengin oğlanın manitasının gözleri yeniden göremeyecek. Bu nedenle zengin oğlan ile fakir kız kavuşmayacak. Ve bu flim mutlu NOS ile bitmeyecek diyor.

**

Sn. Aydın Erhuy Kıbrıs Türkü bu topraklarda varoluş mücadelesi vermeseydi bugün, Ada, Yunan adası olurdu. Bunu bilen Türkiyeli kardeşlerimiz Kıbrıs Türküne minnettardır ve şükran duyar. Bunu idrak edemeyenlee ise saçma sapan konuşur. Biz yıllarca mücahitlik yapmasaydık bugün Kıbrıs’a yerleşen 10 binlerce Türkiyeli kardeşlerimiz adaya turist olarak bile gelemezlerdi. Lütfen biraz gerçekleri bilelim dedin.Sn. Erhuy, her güzel şeyin bir sonu vardır. Bizler  Rum’un ‘Bekledim de gelmedin’ şarkılarını dinlerken, Rum’a karşı direndik. Ve O zamanlar cama bakarken, salyaları akan ciğercinin kedisi değildik. Bize Besleme diyenlerin aksine ‘Sokak Kedisi’ olmayı tercih ediyorduk. Balığımızı biz tutarken, balığın küçük veya büyük olup olmadığına bakmaksızın onu afiyet ile yerdik. Şimdilerde Türkiye hükümetleri sayesinde üretimden kopartılarak, camdaki ciğere bakarken, tekme yiyen ‘Besleme’ denilen ciğercinin kedisi yapıldık. Enteresandır, Türkiye’ye olan aşırı sevgimizden dolayı, meydana gelen sevgi yaralarımızı gören burnu kaf dağındaki yetkililer, sağolsunlar tuzluğu kapıp geldi. Buralardan elde ettikleri hatırı kazanca bakmaksızın yaramıza tuzu bastı. Gönül yaramız dikiş tutmadığı için basılan tuzdan dolayı Auuvvv dedikçe tekmeyi daha fazla yedik.  

**

Sn. Ayşegül Özmen Garabli sosyal medyadaki paylaşımınızda, erken seçim ihtimali var ya, o yüzden zatın birisi ev ev dolaşıp "Sırf Türkiyeli olduğum için beni sevmiyorlar ve yıpratmaya çalışıyorlar. Ama biz buna müsaade etmeyeceğiz. isteseler de istemeseler de burası bizim. Bizi hazmedemeyenler gidip Rum kardeşleriyle yaşasınlar. Bunların damarlarında Türk kanı akmıyor zaten. O yüzden Türkiyelileri istemiyorlar" diyormuş. Ve bak bayım, burada istenmeyişinin ve sevilmeyişinin sebebi Türkiyeli olduğun için değil, konuşmandan da anlaşılacağı üzere insan olmadığı içindir dediniz. Hocanım, arkadaş kan döktük aldık bizimdir zihniyetinden kurtulamıyor. Hüsnüye Teyze, en tehlikeli yaratıklar, insan elbisesi giyen ve kendini insan gibi gösertmeye çalışan yaratıklardır. Bu yaratıklar ile ilgili aklımdan geçen düşüncelerimi   Şeytana anlattım.  O bile yapma günah. Bunlara değmez dedi ifadesinde bulundu.

**

Sn. Ayşe Öztabay, sosyal medyadaki paylaşımında, çok hoşuma gider ki,  Voleybol’a, veleybol derik dedin.  Da, bizim Hurşide Teyze, sorun bakalım O Ayşe gızıma, top oynanırken sahaya konulan o kale direklerine top vurunuca top BARRA’dan döndü dememiz veya iş yapamayan bazı siyasilere atıfta bulunmak için bunlar ‘Gunduri guliciğe’ benzer. Bir b....k bilmez ve yapamazlar sözüde mi hoşuna gitmez diye sordu. Növber abla ise, Ayşeciğimin bu paylaşımını okurken, gülmekten gave gurgurguramda galdı derken, Abdulmutallip amca da katıla katıla gülmekten az daha iskolaşadan düşüyordum. Ayağımdan potin, kafamdan takke fırladı dedi.  

**

Sn. Abdulkadir Kösedağ, paylaşımınızda, 5 Mayıs tarihinde Gaziköy’de, halk, Çavuşoğlu’na, Gaziköy’de, su sorunu ile ilgili soru sordu. Verilen cevapta, TC Devlet Su İşlerine bıraksaydınız, sorun olmayacaktı dedi. Ben ey Ankara, buraya yaptığın her yatırımın yönetimini sen yapacaksan, buraya yaptığın yatırımın buraya ait olduğunu düşünerek yap. Yoksa buralarda sana olan sevgi, kin ve nefrete dönüşür. Burada olman senin çıkarınadır. Bir TC vatandaşı olarak, KKTC için, kimseyi ahmak yerine koyma derim dediniz.  Sn. Kösedağ, birileri, her canlıya hayat veren suyun, bir gün o canlıyı boğabileceğini de düşünmelidir. Ve dediğiniz gibi saygı ve sevgi, bozulan dostluklar nedeniyle kin ve nefrete dönüşürse, meydana gelecek meyveler, meyvelerin en öldürücüsü olur

**

Sn. Mebrure Tahir Altuğ, sakın ha telefon dairesini arayıp arıza bildirmeyin. Telefonları arızalı. Cevap vermiyorlar diyorsun. Mebrure hanım, telefonları arızalı değil. Telefon Dairesini, birilerine peşkeş çektikleri için daireye pil alacak para bile bırakmıyorlar. Pili biten telefonlar arızadan değil, pilsizlikten cevap veremiyor. Şu sıralar, telefon dairesi, domates, patates ve patlıcan gibi satış reonlarına konduğu için vitrin düzenleme operasyonu yapanları bekliyor. Vermeyince mamut neylesin Mahmut misali, elleri açık para duasına çıkarken, yağdır mevlam para diyor. Sn. Altuğ, başkası düştü mü, “Çürük tahtaya basmasaydı” deriz. Kendimiz düşünce, bastığımız tahtanın çürük çıkmış olmasından şikayet ederiz. Da, biz tahtanın çürük olduğunu bile bile o tahtaya basarken, mavro beytambal galsın, neden çürük olmasından şikayet ederiz anlamadım. 

**

Sn. Tekin K. Birinci, sosyal medyadaki paylaşımınızda, 22 Nisan’da kurdukları hükümeti açıklamaya hala daha gıvırırlar. Utanma be Kudret Hoca, açık açık söyle. UBP ile Nikahı kıydık de. Nedir da hala daha yuvarlak cümlelernan isteyenle görüşürük den? İnek gibi sağarsınız halkı halkın partisiymiş hesap soracak olan dediğin. 2 partiynan da gerdeğe girdin hala daha dırbalarsınız dedin. Sevgili Tekin, önceleri türlü türlü, ruh hallerimiz vardı. Siyasette, tatari topaç gibi dönenler sayesinde, bu aralar ne ruhumuz ne de hali kaldı. Ruhu bıraktık, yarattıkları ekonomik düzen nedeniyle, zam kazıklarından dolayı koltuğa düzgün oturacak ne güt, nede sütü kaldı.

**

Sn. Taner Şah, bir Kıbrıslı Rum arkadaşın bana yazdığı mesajdır diyerek yaptığın paylaşımda, ülkemizdeki sorun, iki tarafın da ülkemizi sevmemesidir. Güney’dekiler Yunanistan'ı, kuzeydekiler Türkiye'yi seviyorlar. Çok az insan Kıbrıs'ı seviyor. Umarım bir gün iki taraf da Kıbrıs'ı ve birbirlerini sever dediğini belirttin. Adaşım, Rumda bu Türk korkusu, bizde de özgülük felsefesini pek benimsemeyen ‘Ciğercinin Kedisinin’ özgürlük korkusu olduğu müddet, bu tomofilin makinesi no pata pat Sir. Toprak üstünde yaşayan insanların sevgisi ve bağlılığı ile vatan olur. Üstünde yaşayan insanların sevgisinden yoksun vatan, toprak olmaktan öteye bir mana ifade etmez.

**

Günün Fotoğrafı

gnf.png
 

Günün Sözü

gnf-001.png

GÜNÜN FIKRASI

Örnek Evlilik

Arkadaşları, yeni evli gence, bir çay sohbetinde:

- "Sen evleneli neredeyse bir sene oldu, ama maşallah sizin evden çıt çıkmıyor, siz hiç tartışmaz mısınız?" diye sorarlar.

"Hayır" diye cevaplar yeni evli genç ve ilave eder:

- "Akşam işten geldiğimde, kapı açılınca hanıma şöyle bir bakarım.

Eğer hanım, eteğinin ucunu belinde topladıysa bilirim ki

hanımın günü iyi geçmemiş ve havası yerinde değil.

Hiç ekmek, yemek sormadan usulca mutfağa süzülür,

aceleyle birkaç lokma atıştırır ve ortalıktan toz olurum.

Olur ya bazen de benim asabım bozuk olur.

O zaman fesin püskülünü her zamankinin aksine soldan sarkıtırım.

O da bunu görür, asabi olduğumu anlar ve hiç sesini çıkarmaz,

hemen yemeğimi, çayımı hazır eder.

Etrafımda pervane gibi döner. Bu nedenle biz hiç kavga etmeyiz."

Dinleyenlerden biri:

- "Peki birader, kapı açıldı, yenge eteğin ucunu belinde toplamış, sen de fesin püskülünü soldan sarkıtmışsın.

 İki taraf da asabi, o zaman ne olacak?" diye sormuş.

Ötekiler de "Hah! Şimdi ne olacak?" demiş.

Genç gülümsemiş;

- "Bundan kolay ne var, fesin püskülünü hafif bir fiskeyle soldan sağa atarım, demiş."

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA