20 Ağustos 2019
  • Lefkoşa32°C
  • Mağusa32°C
  • Girne31°C
  • Güzelyurt27°C
  • İskele32°C
  • İstanbul27°C
  • Ankara23°C

TANER ULUTAŞ'TAN MESAJINIZ VAR!

Taner Ulutaş'tan mesajınız var!

Taner Ulutaş'tan mesajınız var!

26 Nisan 2019 Cuma 07:30

Sn. Erhan Arıklı YDP Genel Başkanı olarak CMIR Yöneticisi Mine  bir gazetede yayımlanan anket sonuçlarına tepki gösterdi.İşte Arıklı'nın sosyal medyada yaptığı açıklama;Bu kadincagizi artık ciddiye alıp eleştirmiyorum bile. Eskiden bizim ismimizi sormazdi bile. Şimdi lütfedip ismimimize yer vermiş. Seçim öncesi yaptığı anketlerde bizi hep sıfır in biraz üstünde gösterirdi. Seçimlerde yüzde 7 oy aldık. Yüzü kızarıp özür bile dilemedi. Hala anketlerde bizi yüzde 1 civarı gösteriyor. Millette utanmada kalmamış. AB bu kadar yanlış yapan anket firmasına nasıl oluyorda fon sağlıyor, veya bizim basın bu kadar hata veren bir firmanın anketlerini nasıl ciddiye alıyor anlamıyorum. Muharrem Faizin suçu neydi peki diyorsunuz. Başkan, hayat bu. Birileri mutlaka kimisine masal perisi, kimisine de ölülere hükmeden, elindeki birisi ölümü diğeri yaşamı temsil eden iki başlı asa tutan yer altı tanrısıHades olacak. Hades masal perisine bakarak iç geçirirken, asasında yaşamı temsil edenlerin büyüdüğünü gördükçe, tabiki onları öldürmek için asanın diğer ucunu kullanarak öldürmeye çalışacak. Bilmem anlatabildim mi?

**

Sn. Gülşah Sanver Manavoğlu, dün sabah katıldığınız, Radyo Mayıs yayınında, 4’lü koalisyon hükümeti olarak biz yapılması gerekenleri yapmadık.  "Planlanması gerekenler vardı, ama geri adım atıldı" dediniz ve gelinen aşamada suçlunun Başbakan Tufan Erhürman ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş olduğunu söylediniz.  "Cesaretle ek mesaileri durdurmalıydık. Öğretmen hazırlık ödeneklerini bir yıl ertelemeliydik. Hayat Pahalılığını durdurmalıydık. Biz parti olarak bunları konuştuk ve buna destek vermeye hazırdık. Oluşacak tepkileri de bilmemize rağmen, bu ülkenin düze çıkması için bu gerekliydi. Bazı ileri adımlar atıldı ama sonra geri adım atıldı dediniz. Ayrıca Ersin Tatar’ın Maliye Bakanı olduğu dönemde Tatar’ın gerekli tedbirleri cesurca aldığını belirterek, konuşulmakta olan UBP-HP koalisyonuna da mavi boncuğu fırlattınız. Sn. Manavoğlu, attığımız zam kazıkları bize göre küçük geldi, o kazıklar daha da büyütülmeliydi derken, ucu ağzımızdan çıkan o kazıklarının milleti, denizden çıkan hortum misali nasıl fırlattığınızı herhalde göremediniz. Nurşidiye Teyze, vallahi bu siyasiler yüzünden gül güllerine döndük. Bileşik Faiz, zam zum derken bu nedenle doya doya yaşamayı yıllarca sevinemedik dedi. 

**

Sn. Şener Elcil, KTÖS Genel Sekreteri olarak yapmış olduğunuz açıklamada, Türkiye’den 15 aydır para gelmediğini ve rantçı çevrelerin, UBP ile harekete geçerek Ankara’da hükümet kurma arayışı içerisine girdiğini belirttiniz. Ayrıca, UBP’nin, yıllarca Kıbrıs Türk toplumunun kamusal varlıklarını ve ülkenin kaynaklarını, TC’li şirketlere peşkeş çekerek, Ankara hükümetlerinden para kopardığını iddia ettiniz. Ayrıca, UBP’nin bağımlılığın devam etmesinde kararlı göründüğünü, Kıbrıs Türklerinin azınlığa düşürüldüğünü ve ayakları üzerinde durmak yerine, bağımlılığın para uğruna devam ederek gönüllü köleliği kabul ettiğini öne sürdünüz. Hocam, ciğercinin kedisi ile sokak kedisi arasındaki farkı tekrar söylemeye gerek yok sanırım. Sokak Kedisi, ‘Özgürlüğün’ yılmaz bekçisi, ciğercinin kedisi de camdaki ciğere bakarken, tekme yemesine karşın, modern köleliğin tek temsilcisi. Ayrıca dikkat tırnak kontrolü denilince hizaya geçip,yağlama ve grasolamanın biricik örnekçisi. 

**

Sn. Mehmet Harmancı,  LTB Başkanı olarak ense ve gerdanı büyütmeye çalışanlara, yaptıkların ile çok kötü örnek oluyorsun. Şehit Ecvet Yusuf Caddesi içerisinde 85 araç kapasiteli otoparkın tamamlandığını sosyal medyadan duyurduktan sonra birileri kılıçları kınından sıyırmaya başladı. Hatçe Teyze, sizin ‘Kim korkar hain kurttan’ felsefesini’ benimsediğinizi, bu nedenle hiçbirşeye kulak tıkamadığınızı söylüyor. Sn. Harmancı, o bölgede, büyük ölçüde park sorununa çözüm getirecek olan Şht. Ecvet Yusuf Caddesi üzerindeki 85 araç kapasiteli oto park sonrasında, sırada büyük ölçüde tamamlanmaya yüz tutan açık Pazar var. Tabi buda tamamlandıktan sonra,   ‘Hain Kurtların’ saldırısı için Ayşaba, Mehmet ovlucuğum gardını alsın diyor. Sevgili Mehmet, Hacı amca, Harmancı, yapmakta olduğu işler sonrasında çok yorulmuş olabilir. Biraz dinlenmek için, mola vermekte özgürdür. Fakat bazı ‘Hain Kurtlar’ hırladı diye asla pes etmemeyi bilmelidir. Çünkü, bugün yaşadığı sıkıntıların ve yorgunlukların her biri onun, yarın ki gücü olacak diyor. 

**

Sn. Metin Bilen, Lefkoşa devlet hastahanesine, acil apandisit ameliyatı için hastahaneye götürülen ve ardından firar eden, uyuşturucu suçlusu, Mohammed Amine Kehereoubi ile firar eden mahkum sayısı sanırım hatırı sayılır bir noktaya geldi. Müdürüm, mahkumların, hastaneden, cezaevi duvarından atladıktan sonra Adios demesinde sanırım, cezaevinden kaynaklanan bir hata var. Örneğin, hastaneye götürülen mahkumun, ayrı bir odada, bir gardiyan nezaretinde bekletilmesi gerekirken, o mahkumun normal hastalar arasında bekletilmesi sanırım bu örneklerden bir tanesidir. Haaa bir başka örnek ise orada 12 saat nöbet tutan bir gardiyanın, yorulacağı gerçeğidir ki, Hüsamettin dayı, bu gardiyanlar, yorulmadan dinlenmiş birisi ile neden 3 saatte bir değiştirilmez. Yoksa çavuşların, her 3 saatte bir bu değişiklik nedeniyle canlarının sıkılmasından dolayımı yapılmıyor diye soruyor. Sn. Bilen, galiba bu cezaevi müdürlüğü kumar gibidir. Kazansanız haramsınız, kaybetseniz baş tacısınız.

**

Sn. Ertugrul Yavuz, Popülizm yapmıyorum.Eğer bu 4,lü ekonomik sıkıntıdan bozulacaksa ben bir vatandaş olarak ülkemizin düzlüğe çıkması için gönüllü olarak temmuzda hayat pahalılığı istemiyorum.Gerekirse mevcut maaşımdan yüzde 3yada 5 kesintide yapılsın.Eminim benim gibi düşünen bir çok vatandaşımız vardır gönüllü olan vatandaşlarimiz tesbit edilsin belki bir katkımız olur.Ben yarın maliye çağırsın gider imzalarım.Bu hükümete kıymayın her biri birbirinden değerli dürüst ve şaibesiz,hukukun üstünlüğüne inanan temiz insanlardır.Ben bu hükümete çok güveniyorum dediniz. Sn. Yavuz siz güveniyorsunuzda, bazı hükümet ortakları nedense bu hükümete pek güvenemiyor. Ve ‘Brutüs’ gibi arkadan bıçağı saplıyor. Ah be Ertuğrul gardaş, aslında bizleri yıpratan, buralarda yaşadığımız hayatın kahpeIiği değiI. Bazı siyasilerimiz ile onlara yamanmaya çalışan İnsanIarınsahteIiğidir. Bunlar kaptanlığı, dümeni iyi çevirdikleri için iyi yapıyorlar.

**

Sn. Mehmet Çakıcı, çocuğunu bıçaklayarak öldüren Bilge Lord’un akıl hastası olmadığı yönündekiiddianız tartışmalara neden oldu. Savcı Ahmet Varol’un, Devlet Hastanesinde görev yapan 6 doktorun, annenin akıl hastası olmadığı iddiasına karşılık, sizin ısrarla,6 doktorun hata yaptığını ileri sürmeniz mahkemede gerginlik yarattı. Savcının sizi ‘İpten adam aldım’ psikolojisi içerisinde olduğunuzu öne sürmesinin yanısıra, yaşanan tartışmada, doktorlara karşı olan güvenin, erozyona uğramasına neden oldu. Sn. Çakıcı,ilk bakışta, bir annenin öz çocuğunu öldürmesi için deli olması gerektiği düşünülebilir. Ama küçük Mustafa örneğinde olduğu gibi bir baba, defalarca tecavüz ettiği oğlunu da akıl hastası olmadan öldürebilir gerçeği, o annenin de kocasından intikam almak için girdiği kıskançlık krizi nedeniyle öz evladını öldürebileceği gerçeğini de gözlerden kaçıramaz. Kaldı ki, iş yerindeki arkadaşlarının yanısıra komşuları, o annenin aklının gayet sağlıklı olduğunu öne sürüyor. Sn. Çakıcı, doğurduğun ve ülkeye hayırlı olmasını kısacası, meyve beklediğin ağacın dalını bıçak darbeleri ile kırmayacak,gözünden sakındığın o sevgi beklediğin yavrunun hayatını bitirmeyeceksin. Yani İyi günler için tohumunu serpmeyene, kötü günlerde derman olmaya çalışmayacaksınız.

**

Sn. Hasan Taçoy, turizmde yüzde 30 düşüş olduğunu dile getirdiniz. Uçak bilet fiyatlarının 2000 TL’ye gidiş- geliş bileti olursa ülkeye kimin gelmek isteyeceğini sordunuz. Bilet pahalı, personel giderleri yüksek, elektrik yüksek, Turizmcinin harcadığı ancak alamadığı teşvikler var, turizmci kendi reklamını yapıyor ve bilet satmaya çalışıyor, ülkeyi de tanıtıyor, böyle giderse Turizmciler turist duasına çıkacaklar” dediniz. Sn. Taçoy, bu söylediklerinizdeki haklılık payı yadsınamaz. Ancak 4’lü koalisyon hükümetinden önce bu ülke güllük gülistanlıkmıydı diye sorsak. Bir fırtına başlayacağı zaman önce esintileri gelir. Sonra rüzgar hızını artırır ve ardından fırtına gelir. 4’lü koalisyon hükümeti öncesinde esintileri gördük. Sert rüzgarları da yaşadık. Hükümet değişince, ‘Piyango’nun birinci ikramiyesi şimdiki hükümete çıktı. Ayşaba, Hasan ovlucuğuma selam söyleyin ellerini yıkamak için ‘Zemzem’ suyu bitti. Normal su getirelim mi diye soruyor.  Necmettin dayı, biz eskiden dikenine rağmen gülü sevelim dedik. Mavro yerimo galsın gülü sevmek yerine kaktüsü sevmeye kaltıkmıştık. O dikenlerin acısını unutmadık diyor.

**

Sn. Ahmet Benli, gözünüz aydın. Gönyeli Alt Geçit Projesi nedeniyle, Mahkemenin vermiş olduğu Ara Emri sonrasında, yaklaşık bir yıldır kapalı olan ve insanları önce sinirden deliye, sonrasında da çılgına döndüren Lefkoşa - Güzelyurt yolu, nihayet açıldı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından, geçtiğimiz gün, çift şerit olarak trafiğe açılan yol, sizi sıkıntıdan, halkı da eziyet çekmekten kurtardı. Anayollar herne kadar ‘Karayollarına’ bağlı olsa da nedense okkanın altına sizi iterek, yaşananları kenardan seyretmeyi tercih etti. Başkan, mesele denizin çarşaf gibi olduğu havalarda geminin dümenine geçip, caga satmak değil. Mesele fırtınalı havalarda geminin dümenine geçerek, gemiyi salimen limana getirme meselesidir. Gemi, fırtınanın yarattığı tüm olumsuzluklara karşın, kaptanın usta manevraları sayesinde, salimen limana vasıl oldu. Gerisi hava cuvadır.

**

Sn. Bülent Dizdarlı sosyal medyadaki paylaşımınızda, canınızı sıkılmış hissettiğini belirterek, Sayın Ulaştırma Bakanı, işi gücü bırak, hemen bu gün Girne Lefkoşa yolunu ışıklandır ve ara ya barrierler koydur. Nasıl tıp bir barierr koyacağını ise git " Larnaka yolunda" gör. Hadi artık durma . Hemen ise koyul. Bir kişiye daha bir şey olursa vebal boynunadir. Haberin olsun.dediniz. Doktorum, İngiliz zamanında, Oksidari Polisin (Yardımcı polis) birisi polis arabasını almış. O zaman genel müdürlük Atalasa’daydı. Oradan Lefkoşa’ya gelirken, Land Rover’in makinesi stop etmiş. Neyse ustası gelmiş. Ne var neden makine stop etti diye sorunca, Oksidari polis, ingilizcesi ile I dont found su to lengerde. Su mafiş, makine stop. No pata pat Sir demiş. Şimdi bizde de mafiş para, ne bariyer. Makine stop, no pata pat doktorum.

**

Sn. Mine Yücel,CMIRS Direktörü olarak, son günlerde gündeme düşmeye başlayan, konulardan birisi konumunda olan cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili olarak yapmış olduğunuz anket sanırım başınıza dert olacak. Mustafa Akıncı, Tufan Erhürman, Ersin Tatar, Kudret Özersay, Serdar Denktaş ve Erhan Arıklı’nın isimlerinin yer aldığı olası aday listesinde, YDP başkan Erhan Arıklı’nın oy oranının düşük gösterilmesi sonrasında salvo atışları başladı. Akıncı’yı cumhurbaşkanlığı seçiminin en güçlü adayı konumunda göstertmeniz onu takip edenin de Tatar, ve Erhürman olduğunu belirtmeniz, göz, gez, arpacık denilerek hedef olmanıza neden olacak. Mitiralyozlar hazırlandı. Kılıç, kalkan ekibi hazırda bekliyor. Ve ‘Vurun abalıya’ emrinin verilmesi bekleniyor. Sn. Yücel, yaptığınız iş sonrasında ne İsa’ya nede Musa’ya yaranabilirsiniz. Bu nedenle boş verin tırıs gitsin.

***

Fıkra

Yakalarsam benimsin !..

Adam aşırı kiloluymuş. Sağlığı tehlikeye düşünce doktoru en kısa zamanda otuz kilo zayıflamasını söylemiş. Nasıl yapayım diye kara kara düşünürken gazetede 'garantili zayıflatma' diye bir ilan görmüş ve hemen başvurmuş.

"3 günde 5 kilo" programına yazılmış.

Ertesi günü sabah kapısı çalmış. Açınca bir de ne görsün! Karşısında 20 yaşlarında, dünya güzeli, sportmen ve üzerinde giysi olarak bir çift Nike ayakkabı bulunan bir kadın. Kadın kendini tanıtmış, zayıflama şirketinden geldiğini söylemiş, sırtını dönüp koşmaya başlamış, sırtında bir etiket varmış, "yakalarsan seninim". Adam kızın arkasından koşmaya başlamış, kilometrelerce koşmuş, kan ter içinde kalmış ama kızı ormanda yakalamış ve beraber olmuş.

Programın dördüncü günü adam gerçekten de 5 kilo zayıfladığını görmüş. Şirketin zayıflatma metodunu çok beğendiğinden ikinci bir programa kaydolmuş. "5 günde 10 kilo". Ertesi günü yine kapısı çalınmış, karşısında daha da güzel genç bir kadın, üstelik üzerinde bir çift reebok ayakkabıdan başka bir şey yok ve sırtında yine bir etiket, "yakalarsan seninim". Adam yine canını dişine takıp kadının arkasından koşmuş ve kilometreler sonra yakalamış. Ve kurşunu sıkıvermiş.

Programı tamamlamış ve altıncı gün hakikaten 10 kilo daha verdiğini sevinçle görmüş. Bu defa, şirketin "10 günde 20 kilo" programına kaydolmak istemiş ama şirket yetkilisi uyarmış, "emin misiniz, bu program gerçekten çok zor bir etaptır". Adam ısrar etmiş, bütün zorluklara katlanacağını söylemiş. Ertesi gün kapısı çalmış, heyecanla koşup açınca karşısında iri yarı sportmen genç bir adam görmüş. Üstelik adamın üzerinde sadece koşu ayakkabıları varmış, önünde de bir etiket; "yakalarsam benimsin".

***

Günün Fotosugunun-fotosu-150.jpg

Günün Sözügunun-sozu-1-004.jpg

Günün Zam Hazırlığıgunun-zama-hazirlik-fotosu.jpg

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA