17 Aralık 2018
  • Lefkoşa12°C
  • Mağusa12°C
  • Girne13°C
  • Güzelyurt10°C
  • İskele12°C
  • İstanbul9°C
  • Ankara8°C

TANER ULUTAŞ'TAN MESAJINIZ VAR!

Taner Ulutaş'tan mesajınız var!

Taner Ulutaş'tan mesajınız var!

19 Kasım 2018 Pazartesi 07:50

Sn. Tufan Erhürman, ömrünü bir hukukçu, önemli mevkide geçiren bir yargıç olarak geçiren Ombudsman Emine Dizdarlı, hükümetinizin, Meclis çalışırken ve tatilde değilken, sizlerin Bakanlar Kurulu Kararı ile Hayat Pahalılığını ödememe kararı alamayacağınızı söyledi. Sizin de bir hukukçu, daha da ileri gideyim bu konuda eğitim veren bir akademisyen olmanız nedeniyle almış olduğunuz kararın yanlış olduğunu size anlatmaya çalıştı. Yasaya aykırı nasıl böyle bir olaya imza atabileceğiz dile getirdi. Para yok diyebilirsiniz. Ama Aliyaba, bizim de cebimizde para olmadığı zaman, elektriğimizi ve suyumuzu gözümüzün yaşına bakmadan kesiyorsunuz diyor. Sn. Başbakan, Abdülmütellip dayı, bugüne kadar gelmiş geçmiş birçok Başbakana, halk Boşbakan ünvanını layık gördü. Dikkat etsin bakan sözcüğünün önüne Boş yerine Baş sözcüğünün devamlı olmasına dikkat etsin dedi.

**

Sn. Serdar Denktaş, Hayat Pahalılığı ödeneğinin 3 ay süreyle durdurulmasını öngören Yasa Gücünde Kararnamenin, ivedi ve zaruri olduğunu belirttiniz. 2011 yılında yapılmış olan ve uygulanan kararnamenin incelendiğini kaydederek, başka bir yol olmadığını dile getirdiniz. Emine Dizdarlı’nın hayat pahalılığı konusundaki açıklamasına “HP uygulaması kamu çalışanlarına özgü ayrımcı bir yaklaşımdır. Bizim uygulamamız, Kamuya bağlı diğer kurum çalışanlarının da maaş alabilmelerini mümkün kılacağı için ancak var olan bir ayrımcılığın kısıtlanması olarak algılanabilir” dediniz. Da, Hacı amca da örtülü ödeneklerin, 17 bin Törkiş Liralar ile diğer yan ödeneklerin ödendiği siyasilerimize de bu durum ‘Ayırımcı’ bir yaklaşımdır. Bu ayrımcılığı ortadan kaldırılması için ‘Vatana hizmet’ aşkı için bu efendilerin maaşları da asgari ücrete indirilmesi gerekir diyor. Bu duruma ne dersiniz? Bak Aliyaba da vallahi bunların söylediklerine bakıyorum da  gidişat kötü. Bunların zam zumları devam ederse, valla kollayın düttü yoksa oluruz hepimiz Abbas Şerif’in sütü diyor. 

**

Sn. Hakkı Atun, katıldığınız televizyon programında, KKTC’de sistem çöktü. Kamu hantal ve çalışmıyor. İç sorunlara el atmayan ve popülizmi ön plana çıkartan partiler kendi geleceğini kendi menfaatlerini ön plana çıkartıyor. Anayasa bir ay içinde devlet kurumlarının yapılan dilekçelere bir ay içinde cevap vermesi gerekirken, beklediğiiz cevabı bir sene sonra bile alamıyorsunuz. Memurun üstünde ölü toprağı var. Kamu vezneleri bile boş kalıyor. Sanki devlet para istemiyor. 1974’e kadar kamuda disiplin vardı şimdi disiplinin esamesi okunmuyor. Bizim tarafta polise bile laf söylerken, Güney’de Rum Polise sus pus oluyoruz dediniz. Sn. Atun KKTC ‘For Ever’ dedik Ciğercinin kedisi olmanın bedelini enseye vurularak ödedik. İletişim çağından Zam zum çağına hızla ilerlerken, Dikili taş altında tırnak kontrolü yapılırken, ciğercinin kedisi olmanın bedelini ciğerciden tekme yiyerek ödedik.

**

Sn. Mehmet Ali Talat,  sosyal medyaya sizin eski açıklamalarınız sonrasında ‘Güller’ açtı. Sizin KKTC ilanının görünürde bizlere hiçbirşey kazandırmadığını ve faydasının olmadığını söylemenize bazı önde gelen ‘Milliyetçi’ pardon ‘Lilliyetçi’ kesim, ma ne demek KKTC bize bir şey kazandırmadı. Bak dönümlernan arazileri, evleri, bahçeleri, bize her dönem tahsis edilen arazilere ektiğimiz ancak kuraklık var, fazla yağmur olursa çürüme var diyerek aldığımız teşvikler kazanım değil mi? diye soruyor. Ayrıca partimiz kapatılmasın diye hiçbir faydası olmayan KKTC’ye evet dedik. KKTC’nin ilanından sonra ağlarcasına üzüldüm. KKTC’nin ilanı ile gördüğümüz zararın telafi etmek için herşeyi yaparım dediniz. Sn. Talat, HAtçaba, vah Talat’ım vah. Söyleyin ona üzülmesin. Bak o beğenmediği KKTC’nin Cumhuru oldu. AKP’nin en büyük neferi, Erdoğan’a oy veririm diyecek kadar sağ kolu oldu dedi.Sn. Talat ne mutlu size ki, Kıbrıslı Türklere, nasıl Şükran çekilmesini öğrettiniz. Döndüreklerin esen rüzgara karşı nasıl dönmesi gerektiğini söylerken, Ciğercinin kedisinin önünden gelenden tekme yemesine karşın sessiz kalarak ‘Miyav’ bile dememesini bellettiniz.

**

Sn. Dursun Oğuz, öncelikle girmiş olduğunuz bir sınavda adil olmayan bir kopya sonucunda sınavı kaybettiniz. Öncelikle geçmiş olsun. Sizin bu sınavı kaybetmeniz demek, bugünkü dik duruşunuz nedeniyle beğeni hanenizde topladığınız yüksek notların aşağılara düşmesi demek değildir. Sn. Oğuz, siyaset bataklığında ‘Gülistanlık ‘ olurmu diyenlere çok güzel örneklemelerle ‘Bal’ gibi olur dedirttiniz. Ne mutlu size ki, kılıcını, kasaturasını, tüfeğini kapanın saldırmasına karşın bu kadar oy topladınız. Dursun gardaş,rüzgar eser dalgalanır denizler, yaşı kemale ermiş işi bitmiş dediğimiz büyük şefe emanet edilirse işte bu duruma düşer partiler.

**

Sn. Fikri Ataoğlu, çevre, özellikle deniz sahilleri çöpten geçilmiyor. Turist rehberleri gönderdikleri mesajlarda, ülkeye gelen Alman Turistlerin, ülkeniz güzel. Sahilleriniz mükemmel ama o sahillerdeki çöpler onlardan daha mükemmel. Biz bu mükemmellik içerisinde bu ülkeye bir daha gelmemeyi tercih ediyoruz diyorlarmış. Özellikle, Bedis’den Salamis Otel’e kadar, oradan da İskele’ye kadar, Çevre Bakanı olarak yürüme zahmetinde bulunmanızı istiyorlar. Sn. Ataoğlu, Hasibe Teyze, Fikri Usta çevreyi evirip çevirip mayaladı. Amma fuar gezmelerinden ve Ada’ya günü birlik gelip gitmesinden dolayı bu yoğurt tutmadı diyor. 

**

M.T.senin gibi insan elbisesi giymiş yaratıklardan dolayı buraların görüntüsü ve yaşam bicimi değişti. Eylül ayında 15 yaşındaki çocuğu kaçırıp tecavüz ettikten, sonra ölümle tehdit etmenden dolayı mahkemeye çıkartıldın. Ve mahkeme de gönüllü ifade vermeyi kabul ederek yediğin haltı kabul ettiğin söyleniyor. M.T diye isimlendirilen yaratık, bence o mavro yerimo fazlalığın ‘Bumburo’ kesilerek köpeklere atılmalı. Ancak köpeklerin de zehirlenmesinden korkulduğu için o fazlalık . asit ile yakılarak imha edilmeli. Bak Hacı amca bile  ‘Yok öyle yirmişbeş kuruşa’  balık ekmek. Bundan sonra bu tür insan elbisesi giymiş yaratıkların fazlalıkları kökünden kesilerek yok edilecek diyor.

**

Sn. Ayse Öztabay ünlü sanatçı İlyas Salman’ın, söylediği “Torunuma 'Gezi' ismi vermemi eleştiren, dalga geçenler olmuş. Çok rahatsız olduysanız sizde 'Ayakkabı Kutusu' koyabilirsiniz" cümlesini sosyal medyada paylaşmanız dikkatimi çekti. Hadde ‘Gezi’yi anladık. Da, şu ayakkabı işini çok bilinmeyenli denklem gibi çözemedik. Halime Teyze, ayakkabı kutusuna ‘Potin, bandofla, terlik konur. Ayşe gızım başka ne konduğunu bana söylerse bende bundan sonra o söylediği şeylerden korum dedi. Sevgili Ayşe,küfür, burjuvazinin ağzında lağım çukuru, işçi sınıfının ağzında açan çiçekse, potin kutusu da işçi sınıfının yırtık potinlerini itina ile yerleştirdiği, böyük böyük efendilerinde ise harcayamadıkları fazla paranın kasasıdır. 

**

Sn. Hatice Özler Şahin, gece battıktan sabahları doğan güneşin daha ışıltılı ve parlak olması için dur durak demeden koşuşturuyorsun. Özellikle Lefkoşa, Güzelyurt ve LEfke bölgeleri kazan sen ise içerisinde kepçe dolaşıp duruyorsun. Habibe Teyze, Hatice gızımı bu kadar koşturtuyorlar. Gızım bir gönülde bir çiçek olma yerine birçok gönülde buket oldu.Ama nedense daha çok parlatmaya çalıştığı o güneş kendisini ısıtmıyor. Hatta Gara gavurma ediyor diyor. Hocanım bugüne kadar ektiğin tohumlar filiz attı. Büyümeye ve boy atmaya başladı. Adil amca bu defa Adil bir durum yaşanacak ve hocanım pandoranın kutusundan ‘Ferari ‘ gibi son sürat çıkacak diyor. Vallahi hocanım bugüne kadar etiket olanlar etiketlere fiyatı kendileri koyardı. Bu defa o etiketlere fiyatı koyan sen ol ve etiketlere fiyatları sen koy.

**

Sn. Cenk Conkbayır, doktor oldun ama kendini geliştirmekten geri durmadın. Birçok hastaya şifa dağıtırken kendini geliştirmek işinde de adım adım ileri giderek Doçenlik makamına ulaştın. Sağlıktaki sorunlar ile Cenk ederken bu kez Mağusa’da Talasemi konferans salonunda, seminer düzenlenmesine kol kanat gererek yaşlılıkta yaşanan sorunlara, demanslar ve demans hastalarına yaklaşım konularına el atılmasını sağladın. Kısa bir zaman dilimi öncesine kadar sağlıkta sokak lambası gibi kime yandığı belli olmayanlar yerine, ülkeyi aydınlatan cadde projektörü olmayı seçtin. Doktorum yola devam

**

Sn. Aslan Bıçaklı, iktidarda iktidarsızlık yaşayan hükümet yine damarına bastı. Hayat pahalılığı ödeneğini ödemeyeceğiz diyen Serdar Denktaş ile Mahşerin 4 atlısı konumunda olan hükümete, bayramlık ağzını açtın ve bakın bunu yaparsanız Hanya’ın Girit’te, Konya’nın da Türkiye’de olduğunu size ispat edeceğiz imasında bulundun. Sevgili Aslan, sen aslan gibi kükrerken, 82 tane olduğu öne sürülen, ancak 6-7 tanesi yürekli olan tavşanların çil yavrusu gibi dağıldığını görmenin dayanılmaz hafifliğini yaşıyoruz. Başkan, 6-8 sendikayı tenzih ediyorum. Sendikalar tarafından bana ne bana dokunmayan yılan bin yaşasın kitabı yazıldı. Bazı sendikaların başkanlık koltuğuna oturanlar, hep müdür ve müsteşarlık hayali ile yaşadı.

**

Sn. Sibel Siber,yaptığınız açıklamada siyasetten soğumuş değilim. Zaman gelsin hizmet edilecek uygun koşullar oluştuğu takdirde aktif siyasete dönebilirim dediniz. Türkçeden Türkçeye tercüme edersem arkadaşlar. Vatandaşlar ben Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmaya hazırlanıyorum. Siz benim cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda bir şey söylemek için erkendir dememe bakmayın. Zamanı gelince bombayı patlatacağım demeye getiriyorsunuz. Vallahi kızlar ‘Beyaz Yatlı ‘ prenslerini, Sibel Siber’de Cumhurbaşkanlığı koltuğunun ufukta belirmesini bekliyor demekten başka ne diyebiliriz ki?

**

Dr. Ahmet Özant, Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Başkanı olarak yaptığınız açıklamada, ağız ve diş sağlığı konusunda da değerlendirmede bulunarak “Ne yazık bu ağız ve diş sağlığımız çok iyi değil. Diş fırçalama alışkanlığımız yok ‘ dediniz. Ayrıca açıklamanızda sağlıkta sorunların 40 yıldır devam ettiğini ve hekimlerin mutsuz olduğunu söylediniz. Sn. Özant, yediğimiz yiyeceklerin atıklarını, pet şişeleri, hatta ve hatta piknikte yemek yerken çocuğunun 20 metre ötede büyük ihtiyacını yaptırdıktan sonra masaya gelip yemeğine devam eden insanlardan diş sağlığına özen göstermesini beklemek sanırım abesle iştigaldir. Doktorum, nasıl ki, yetenek düşmanı bazı siyasiler, rutubetteki bir hasır gibi topuklardan etimizeişleyen bir nasır gibiyse, bu insanlarda, sağlıklarının yanısıra bizim göz bebeklerimizin içine kötü görüntü enjekte eden yanlış gözlük gibidir.

**

Fıkra

Ali 3. sınıfa giden zeki bir çocuktur.

Bir gün öğretmeni Ali'ye 'Siyaset' nedir diye sorar.

Ali düşünür ama o çocuk aklıyla cevap veremez.

Eve gider kitaplara bakar ama hiçbir şey anlayamaz.

O da babasına sormaya karar verir.

—Baba, Siyaset nedir?

—Baba düşünür. Ali'ye uygun bir yolla anlatmak ister.

—Bu evde parayı getiren kim oğlum?

—Sen...

—Ben kapitalist rejimim.

—Peki, parayı alıp bizim yiyecek içecek ve giyecek gibi ihtiyaçlarımızı karşılayan kim?

-Annem...

—O da hükümet.

—Peki, küçük kardeşinle kim ilgileniyor?

—Dadım...

—Dadın işçi, kardeşin gelecek, sen de halksın o zaman.

Ali her şeyi not alır ve uyur.

Gece garip seslerle uyanır.

Bir de bakar ki kardeşi ağlıyor.

Yanına gidince altına pislediğini anlar.

Hemen annesini kaldırmaya gider.

Ama ne yaparsa yapsın anne kalkmaz.

Bu arada salondan gelen sesleri merak eder ve salona gider.

Babasıyla dadısını uygunsuz yakalayan Alinin ağzından aynen şu kelimeler dökülür:

—Kapitalist rejim işçiyi sömürüyor, hükümet uyuyor, gelecek mok içinde, halk ne yapsın…???

**

Günün Sözü

Flört aşamasında karakter

Ayarlarını değiştirip,

Evlenir evlenmez,

Fabrika ayarlarına dönen

Canlıya

‘TÜRK ERKEĞİ’ denir

**

Günün fotosu

gunun-fotosu-105.jpg

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA