24 Eylül 2018
  • Lefkoşa27°C
  • Mağusa27°C
  • Girne28°C
  • Güzelyurt25°C
  • İskele27°C
  • İstanbul22°C
  • Ankara26°C

KIR ZİNCİRLERİNİ, YENİDEN ŞEKİLLENDİR HAYATINI...

Hare Ergen

04 Mayıs 2018 Cuma 09:00

Bugün daha farklı bir konuda yazı yazmayı düşünürken, radikal bir kararla bu yazımı yazmaya karar verdim.
Aslında hepimizin de içinde bir yerlerde açığa çıkmayı bekleyen duygularımız, düşüncelerimiz, dürtlerimiz var.
Ne güzeldir bu yüzden hayal kurmak...Kısa bir süre önce düşünmeye başladım. Ben bir süredir hayal kurmuyordum. Diyeceksiniz ki niye bu kadar önemli hayal kurmak...
Herşey bir hayal ile başlar’da ondan...Ben en azından bunun canlı bir örneği olarak buradayım...Size göre doğru ya da yanlış, bana göre hiç bir koşul düşünülmeden hayal edilen ve gerçekleşen hayallerim...
Geriye dönüp baktığımda hayal ettiğim her ne olduysa gerçekleşti. Sonra bilmiyorum birşey oldu ve ben ondan sonra hayal edemedim...
Hatta hayal kurmanın boşuna zaman kaybına yol açtığını düşündüm. İnsanlara hayal ediniz diyenlere de anlamsızca bakmıştım...Bazen savunmaya bile geçiyordum, “ niye insanlara boş inanç ve düşünceler söylüyorsunuz, diye...”
O zamanlar kendime bile itiraf edemediğim, belki beni derinden sarsan bir veya bir kaç durumla başa çıkmanın yolunu sadece mantık kullanarak yaşayıp halledebileceğimi sanmıştım...
Bunu da başarmaya başlamıştım. Ne ilginçtir ki, insan mantık ile hareket ettiğinde yaratıcılığı ilk başlarda ölse bile sonra bu sisteme bir şekilde alışıp tekrar üretebiliyor...
Tam bu sisteme alışmışken, Semih Yalman’ın bir cümlesine denk geldim. “Hayal ediniz...” 
Ve o gün çoktandır hayal etmediğimi üzülerek farkettim...Bu bir nevi içimdeki dürtülerin kıpırdamasıydı...Sanki uzun zamandır karanlıkta uyuyup, yaşayan bir insanın güneşi görmesiydi... 
Bugün sabah Semih Yalman’ın bir cümlesini daha okudum...”Ruhuna vicdan kelepçesi ve korku kilidi takılmış. Aslında sandığın, bildiğin ve öğrenildiğinden daha fazlasın...” demiş...
Bir gün... Bir yerde...İçimizde pusuda bekleyen, en zayıf anımızda, balığa olta atar gibi bizi; adına ister merhamet kelepçesi, ister vicdan kelepçesi diyelim, değersizlik ve korku kilidi ile bizi ömür boyu tutsak etmek isteyen duygu ve düşüncelerimizin kurbanı oluruz...
Şu an yazdıklarımı okuyan okuyucularım...Sakın bunun aksini söylemeyiniz. Hepimizin de bu tuzağa düştüğü zamanlar olmuştur.
Biliyor musunuz? Ben farkettim...Bunu kabul ettiğiniz anda sanki uykudan uyanır gibi olursunuz. Ve böylece tekrar yürümeye başlayan bir çocuk misali düşe kalka yürümeyi öğreniriz. O çocuksu masum duygularımız tekrar bizi şefkatli bir kucak gibi sarıp sarmalar...
Hayat çok kısa...Kır zincirlerini yaşamak için...Kır tüm kilitleri nefes almak için...Korku imparatorluğuna ancak siz dur diyebilirsiniz...Aldığınız nefese, hayallerinize kimsenin ipotek koymasına izin vermeyiniz...Bugün yeni bir gün. Başlamak için...
Hayal et ve yaşa...Gerisi gelecektir...

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.