19 Kasım 2019
  • Lefkoşa11°C
  • Mağusa10°C
  • Girne13°C
  • Güzelyurt8°C
  • İskele10°C
  • İstanbul14°C
  • Ankara3°C

İSTANBUL, OLASI BİR DEPREMDEN NASIL ETKİLENECEK?

Kartal’da yıkılan ve 21 kişinin enkazında kalarak hayatını kaybettiği bina, İstanbul'un olası bir depreme ne kadar hazır olduğu sorusunu akıllara getirdi.

İstanbul, olası bir depremden nasıl etkilenecek?

13 Şubat 2019 Çarşamba 17:14

Kartal’da yıkılan ve 21 kişinin enkazında kalarak hayatını kaybettiği bina, İstanbul'un olası bir depreme ne kadar hazır olduğu sorusunu akıllara getirdi. Uzmanların depreme ilişkin açıkladığı veriler ise İstanbul'un beklediği felakette büyük can ve mal kayıplarının yaşanacağını ortaya koydu.

Geçtiğimiz günlerde Kartal’da yıkılan ve 21 kişinin enkazında kalarak hayatını kaybettiği bina, muhtemel bir İstanbul depremine hazırlık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Türkiye’de yapı, üretim ve denetim sistemindeki problemler, her geçen gün yeni facialara sebep olurken, raporlar İstanbul’daki 1 milyon 650 bin binanın yüzde 60 ila 70’inin kaçak ve riskli olduğunu, yani depreme karşı güvenli olmadığını gösteriyor.

Yapı stokunun deprem ve afetlere karşı güvenli olmadığını resmi rakamlara göre 18 bin kişinin hayatını kaybettiği ve binaların yüzde 25'inin kullanılamaz hale geldiği 1999 Doğu Marmara Depremi açıkça gösterdi. Depremin merkezi Gölcük’ten epey uzakta olan İstanbul, Tekirdağ, Eskişehir ve Zonguldak gibi illerde bile can ve mal kayıpları olurken; İnşaat Mühendisleri Odası’nın (İMO) verilerine göre, İstanbul’da 30 bin yapı hasar gördü, bunların 3030’u ağır hasar aldı.

BELİRLENEN BOŞ ALANLAR GÖKDELEN VE AVM İLE DOLDU

Bu felaketin ardından “Bu bir milat olsun. Proje, yapı üretim ve denetim sistemini yeniden kurgulayalım” düşüncesi kamu kurumları, siyasi partiler ve toplumun geniş kesimleri tarafından kabul edildi. Deprem Konseyi kuruldu. Afetle ilgili yasa değiştirildi; yapılarda standardın yükseltilmesi için bazı adımlar atıldı.

İstanbul’da İl Afet Merkez Kurulu oluşturuldu. Bu kurul 1999-2002 yılları arasında İstanbul’da 493 boş alan ve çadır kurulacak yer belirledi ve bu alanların artırılması gerektiğini vurguladı. Ancak bu alanların önemli bir kısmı zaman içinde AVM’ler ve gökdelenlerle doldu.

'SAĞLAM YAPILARIN OLUŞTURULMASI HEDEFİNDEN TAMAMEN VAZGEÇİLDİ'

“Yeni kentler yeni risklerle daha büyük ölçekte afetleri davet eder hale geldi. Deprem Konseyi ortadan kaldırıldı. Afetle ilgili işler ve kurumlar Başbakanlığa bağlandı. 2009’da yürürlüğe giren İstanbul Deprem Master Planı ‘İstanbul’un anayasası hazırlandı. Herkes buna uyacak’ gibi iddialı sözlerle tanıtıldı" diyen Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Muhçu, 2002 sonunda AKP’nin iktidara gelmesiyle sürecin giderek amacından uzaklaştığını şu sözlerleanlattı:

"1/100000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı hazırlandı. Ama ardından, ‘kentsel dönüşüm politikaları’ adı altında dayatılan proje ve yapılaşma kararlarıyla bu planlar rafa kaldırıldı. Ve daha sonra, kural tanımadan, hukuk ve bilimsel veriler göz ardı edilerek, kentleri ve yapılaşmayı rant aracı olarak gören bir anlayışla KHK’lar ve torba yasalar marifetiyle düzenlemeler yürürlüğe sokuldu. Mutlak yapı yasağı olan yeşil alanlar, tarım arazileri, orman alanları, içme suyu havzaları, kıyılar, vadiler, akarsular ve tarihi kent merkezleri üzerinde yapılaşmanın önünde engel olarak görülen kurallar kaldırılarak inşaat sektörünün canlandırılması hedeflendi. En son temmuzda 3194 sayılı imar yasasına eklenen 16 no'lu madde ile İmar Barışı adı altında ‘imar affı’ yürürlüğe sokuldu ve afetlerle mücadele, kentlerin güvenli hale getirilmesi, sağlam yapıların oluşturulması hedefinden tamamen vazgeçildi.”

'KARTAL'DA AFAD VE DEVLET KURUMLARININ MÜDAHALESİ TAM BİR FİYASKO'

“Kartal'da çöken binayla ilgili AFAD ve ilgili devlet kurumlarının müdahalesi tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır” diyen Muhçu, “6 Şubat’ta bina yıkıldığında ilk 2 saat içinde acil müdahaleyle ilgili gerekli işlemler yapılmadı. Binada kurtarma çalışmaları devam ederken önlem alınmadığı için çevredeki bütün yollar tıkandı. Çıkardıkları imar affı yasası ve diğer uygulamalarla bu yıkımdan asıl sorumlu olanlar yetersiz olan çalışmaları da engelleyici davranış içinde bulunarak yıkım yerine gidip poz verdi, bunu propagandaya dönüştürdü. Üzerinden neredeyse 1 hafta geçmesine rağmen hala orada çalışmalar sürüyor. Tek bir yapıda başarısız olan AFAD ve kamu yönetimi anlayışının İstanbul’un bütününü etkileyecek bir depremde başarılı olmasını beklemek mümkün değil" diyerek afet organizasyon yönetim politikalarının yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi.

'RİSKİ DEĞİL, RANTI YÜKSEK YERLERDEKİ YAPILAR DÖNÜŞÜME GİRDİ'

“Ne kadar boş alan varsa oraya yapı yapıldı. İstanbul’da artık boş alan kalmadı çünkü iktidar ekonomiyi inşaat sektörüne bağlı yürütmeye çalıştı” diyen İMO Genel Başkanı Cemal Gökçe şöyle devam etti: “2012’de afet bölgelerinde bulunan riskli yapıların risklerinin giderilmesine yönelik olarak 4306 sayılı ‘kentsel dönüşüm yasası’ çıkarıldı çünkü artık İstanbul’da yeni inşaat yapılacak boş alan kalmamıştı. İktidar İstanbul’un yapılarını deprem güvenlikli hale getirmek yerine, yeni zenginler yaratmak, yeni rant alanları oluşturmak için tüm boş alanları inşaata açtı. Oysa kentsel dönüşüme öncelikle gecekondulardan, kaçak, riskli yerlerden başlamak gerekirdi. Bunun yerine riski değil, rantı yüksek yerlerdeki yapıları yıkıp yapmaya başladılar. Fikirtepe, Kadıköy gibi.”

'DÖNÜŞÜM YANLIŞ YERDEN BAŞLADI ÇÜNKÜ TAMAMEN PİYASA ODAKLI'

Euronews'tan Melis Alphan'ın haberine göre kentin kaliteli yapı stoku yok edildiği için kentsel dönüşüm için harcanan kaynakların boşa gittiğini düşünen mimar Korhan Gümüş ise “Prof. Utarit İzgi’nin yaptığı bir binayı yıkmaya çalışıyorlar mesela. Sen onunla uğraşacağına git çürük yapıyla uğraş. Kadıköy’ün sahil şeridindeki kaliteli yapı stoku yok edilip sırf rantı için yerine iki misli binalar yapıldı. Diğer yandan, Kozyatağı’nda, Bostancı’da dönüşmemiş önemli bir yapı stoku kaldı. Dönüşüm yanlış yerden başladı çünkü tamamen piyasa odaklı" dedi.

'YASAL DÜZENLEMEYLE DEVLET ORTADAN KALDIRILMIŞTIR'

İstanbul Kent Savunması ve Kuzey Ormanları Savunması Üyesi Cihan Uzunçarşılı Baysal ise Kartal faciasının en vahim boyutunu şöyle tarif ediyor:

“Kartal’da çöken binanın ruhsat almak için imar barışına başvuru yaptığı ortaya çıktı. Çökmeseydi muhtemelen ruhsatını alacaktı; hatta belki de almıştır, yayın yasakları nedeniyle bilmiyoruz. Bu yasaya göre, binasının / konutunun imara aykırı ve kaçak bölümlerini yasallaştırmak isteyen her vatandaş belirli bir para karşılığında bunu elde ediyor. Ama yine yasaya göre, deprem veya herhangi bir afet durumunda binası yıkıldığında bunun sorumlusu ilgili idare/ler değil, vatandaşın kendisi olacak. Vatandaşının can ve mal güvenliğinden sorumlu devlet, yasa vasıtasıyla bu sorumluluklarından çekiliyor ve bunları vatandaşına devrediyor. Bu düzenleme, devletin asli görevi olan can ve mal güvenliğini sağlamaktan ve ilgili denetim mekanizmalarından geri çekildiği bir gidişata işaret ediyor. Bu yasal düzenleme bağlamında devlet ortadan kaldırılmıştır. Kartal faciasının en vahim boyutu bu. İftiharla zikredilen 9 milyon 210 bin başvurunun kim bilir kaç tanesinde Kartal-Yeşilyurt örneği gizlidir. Gelecekte kentlerimizi ve özellikle depremini bekleyen İstanbul’u nasıl felaketler beklemektedir?”

(ilerihaber)

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA