17 Kasım 2018
  • Lefkoşa8°C
  • Mağusa10°C
  • Girne13°C
  • Güzelyurt7°C
  • İskele10°C
  • İstanbul9°C
  • Ankara0°C

EROĞLU “BENİM DÜŞÜNCEM YILSONUNDA REFERANDUM; RUM’UNKİ 2015 SONRASI”

Eroğlu “Benim düşüncem yılsonunda referandum; Rum’unki 2015 sonrası”

03 Mayıs 2014 Cumartesi 14:36

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, müzakereleri uzatmanın her iki halkta çözüm karşıtı davranışlar yaratabileceğini kaydederek, “Benim düşüncem müzakereleri bu yılsonuna kadar tamamlayıp referanduma sunmaktır. Rum’un düşüncesi 2015 yılı sonrasıdır. Bunun ortası olur mu olmaz mı bilemem” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu’nun açıklamasına göre Eroğlu, katıldığı bir televizyon programında Kıbrıs konusu ve ülke gündemiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

New York ziyareti sorulması üzerine Eroğlu, ziyaretin verimli geçtiğini söyledi, Genel Sekreter Ban Ki-moon’la yarım saat görüştüklerini belirtti.

Derviş Eroğlu, “Ban Ki-moon’un dünyada birçok sorunun olduğu, BM’nin özellikle Ukrayna ve Kırım sorunuyla uğraştığı bir zamanda bizi kabul etmesi Genel Sekreter’in Kıbrıs’a olan ilgisini gösteriyor. Ayrıca Genel Sekreterin Anastasiadis ile görüştükten sonra Kıbrıs Türk tarafıyla da görüşme ihtiyacı hissetmesi fevkalade önemli” dedi.

“Ban Ki-Moon müzakerelerden olumlu sonuç çıkması yönündeki uğraşlarımızdan dolayı bizi tebrik etti”

Eroğlu şöyle devam etti:

“Ban Ki-moon müzakerelerden olumlu sonuç çıkması yönündeki uğraşlarımızdan dolayı bizi tebrik etti, teşekkür etti.

Samimi olarak çözüm arayışı içerisinde olduğumuza olan inancını yeniden dile getirdi. Bunlar bizim için önemlidir.

Genel Sekreter bunları söyledikten sonra benim bir önerim oldu. Önerim, ‘Kısa zamanda, Mayıs sonuna doğru iki lideri yeniden New York’a çağırırlarsa, müzakerelerin o güne kadarki devamında ortaya çıkacak yakınlaşmalar, tartışmalar hakkında kendisini bilgilendirmemiz yararlı olur” şeklindeydi.

Ban Ki-moon bu önerime ‘Ben yakında yardımcım Feltman’ı Kıbrıs’a göndereceğim. Orda sizinle temas edip görüş sahibi olduktan sonra bu önerinizi tekrardan değerlendiririz” yanıtını verdi.”

 “Feltman bir çözüm formülüyle gelmeyecek ama herhalde tarafların anlaşması yönünde tavsiyeleri olacak”

“Genel Sekreter’in Yardımcısı Feltman’ın ziyaretinden ne bekliyorsunuz?”sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Eroğlu şunları kaydetti:

“Feltman Genel Sekreter’in yardımcısı ve birinci adamı. Genel Sekreter’in böyle bir zamanda Feltman’ı Kıbrıs’a göndermesi, Feltman’ın iki liderle ve müzakereciyle görüşecek olması, Genel Sekreterliğin ve BM’nin Kıbrıs’a ilgisini gösteriyor. Feltman bir çözüm formülüyle gelmeyecek ama herhalde tarafların anlaşması yönünde tavsiyeleri olacak.”

Rum Lider Nikos Anastasiadis ile ilgili bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Eroğlu şunları söyledi:

“Müzakerelerin yeni başlaması, yeni bir müzakereci, yeni bir liderin tekrar devreye girmesiyle belki ilk anlarda “Türklerden daha çok taviz koparmaya çalışan bir kişiyim” mesajını vermek için koyduğu öneriler var ki bunlar kabul edilebilecek nitelikte değil.

Belki müzakereler devam ettikçe karşımıza ayakları yere basar ve daha makul önerilerle çıkar.

Ben bunları zaman içerisinde vatandaşlarla paylaşacağım. 6 Mayıs’ta başlayacak özlü görüşmelerde birkaç görüşme tamamlandıktan sonra durumu sönce Meclise sonra Meclis Platformu’yla ve en son da Halk Konseyi ile paylaşacağım.

Neticede herkesin görüşünü almaya devam ederek müzakereleri sürdüreceğim. “Eroğlu kimsenin görüşünü almaz” şeklinde konuşanlar oluyor. Ben de bunlara üzülüyorum. Bunlar yanlış. Bütün tutanakları Meclis’e gönderiyorum. Başbakan’a ve Dışişleri Bakanı’na mutlaka gönderiyorum. Başbakan’la her salı öğlen buluşuyoruz, Başbakan Yardımcısı’yla her salı sabah 08.30’da buluşuyoruz.”

“Danışma kurulunda her görüşten katılımcı var”

Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Görüşmecilerin sürekli yaptıkları temaslar var. Onları nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizlerin yaptığı çalışmalara gerçekten katkı sağlıyor mu?” şeklindeki soruya da şöyle cevap verdi:

“Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, ekibi bir resepsiyonla basına tanıtmıştım. Benim danışmanım, danışmanın yanında müzakerecimiz ve bir de Danışma Kurulu vardır.

Önce konular Danışma Kurulu’nda pişiriliyor ve benim danışma kurulum Mehmet Ali Talat’ın danışma kurulundan farklı. Sayın Talat sadece CTP’lileri danışma kuruluna almıştı, benim danışma kurulumda her görüşün temsilcisi vardır.

Müzakereciler konusunda, biliyorsunuz Kudret Bey’le başlamıştık ki, Kudret Bey geçmişte Denktaş Bey’in, Talat Bey’in ekibinde çalıştı.

“Biz daha sık görüşmeden yanayız”

“Müzakereler sık yapılmıyor, seyrek yapılıyor” şeklindeki eleştirileri de değerlendiren Eroğlu, bu eleştirileri yapanların “niye haftada üç gün veya iki gün görüşme olmuyor da bir görüşme oluyor” sorusunu sorma ihtiyacını hissetmediğini söyledi.

Kıbrıs Türk tarafının isteğinin haftada iki gün müzakerecilerin, ayda iki üç defa da liderlerin buluşması olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Ama eğer karşınızdaki size “Ben ancak haftada bir toplantıya gelebilirim, benim hazırlanmam gerekir” derse ne yaparsınız? Sadece benim dediğim olmayacağına göre, bunu kabullenmek durumunda kalıyorsunuz” dedi.

“Müzakereleri uzatmak çözüm karşıtı davranışlar yaratabilir”

Eroğlu, kendi düşüncesinin; “müzakereleri bu yılsonuna kadar tamamlayalım ve referanduma sunalım” şeklinde olduğunu belirterek, “Rum’un düşüncesi, 2015 yılı sonrası. Bunun ortası olur mu olmaz mı bilemem ama neticede, müzakereleri uzatmak, her iki halkta da çözüm karşıtı davranışlar yaratabilir” dedi.

Anayasa değişikliğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı, Anayasa konusunun Meclis’te yıllardan beridir tartışıldığını söyledi.

“Yıllar önce, ben Başbakan’ken, Ertuğrul Hasipoğlu da Meclis Başkanı’ydı. Hukuk uzmanlarına bir anayasa değişiklik taslağı hazırlatmıştım ve değerlendirilmesi için Meclis’e göndermiştim. Toplantısı yapıldı ondan sonra öyle kaldı” diye konuşarak, daha sonra da CTP iktidardayken yine partiler arasında bir uyum sağlandığını ve anayasa çalışmalarının başladığına dikkat çekti.

Haziranda gerçekleştirilecek yerel seçimler nedeniyle seçim yasaklarına takıldığını belirten Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi gördüğüm kadarıyla son seçimlerden sonra partilerde anayasal değişiklik konusunda bir mutabakat görüldü ama sanırım son yapılan anayasa değişikliği bir arkadaşa bırakıldı. Kısa zamanda ortaya bir taslak çıktı. Bana taslağı kimse vermedi ama arkadaşlar vasıtasıyla taslak elimize geçti.

“Poliste hiyerarşi bozulmamalı”

Polis Genel Müdürü konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Bu konunun tartışılması, doğrusu beni üzüyor. Çünkü Başbakan’la bu konuyu üçlü kararname yazılmadan önce görüştüm, düşüncelerimi Sayın Başbakan’a aktardım” dedi.

Başbakan Yorgancıoğlu’na mektup yazdığına dikkat çeken Derviş Eroğlu, mektupta “Müdür müsteşar atama sizin yetkinizde ama bu müdür müsteşar atamsı değil. Yasa der ki Güvenlik Kuvvetleri önerir ve üçlü kararname ile tamamlanır” dediğini belirtti.

Eroğlu “Güvenlik Kuvvetleri Komutanı 6-7 kişinin ismini yazdı ve birinci-ikinci diye sıraladı.

Başbakan’la kesinlikle bir tartışma ortamına girmek istemediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Eroğlu, zaman zaman Başbakan’ın bazı açıklamaları olabileceğini, hükümet etmenin sorumluluğu veya zorluğu altında bazı mesajlar vermek gerekirse verebileceğini söyleyerek “Ama ben Başbakan’la tartışma düşüncesinde değilim” dedi.

Eroğlu, “Ama şu bilinsin ki hükümet gibi ben de halkın menfaatlerini ön planda tutan, halkın geleceğinin çok daha iyi olması için uğraşan bir kişiyim” diye konuştu.

“Sayın Talat hasbelkader siyasete girdi”

Cumhurbaşkanı Eroğlu, eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konusunda da açıklamalarda bulunarak şunları söyledi:

“Bir de Sayın Talat’a da, farkındaysanız televizyonlara çıkıp cevap vermem ama evet o da eski bir Cumhurbaşkanı ancak haftada iki gün üç gün televizyonlardadır. ‘İç politikada entrikayı en iyi bilen Eroğlu’dur’ şeklinde bir konuşma yaptı. Bana göre ayıp etti. Tabii ki kendisinden daha tecrübeliyim. 1976’dan beri aktif siyasetteyim, o sonradan, hasbelkader siyasete girmiş, dışarıdan atanan bir bakan olarak siyasete girdi. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı’nın görevlerini de bilirim, Cumhurbaşkanlığı görevlerini bilirken de konumumu halkın geleceğini düşünmem yanında müzakere masasında da neyi tartıştığımı bilerek tartışıyorum.

Kendisinin UBP’den çıktığını inkar etmediğine vurgu yapan Eroğlu, “Ben UBP’ye bir ömür verdim” dedi.

1976 seçimleriyle, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de UBP’nin adayı olarak girdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu şöyle devam etti:

“Şu anda ‘Bütün partileri Eroğlu idare eder’ diyorlar. Bu Eroğlu nedir, kimdir ki bütün partileri idare eder? ‘Bir ayağım DP’de, bir ayağım UBP’de.’ Bir kere bu hem UBP’nin hem DP’nin başkanlarına hakarettir. Sayın Talat resmen UBP ve DP başkanlarına hakaret ediyor. Hatta CTP’nin de bir kısmını idare edermişim. Bu da CTP’ye hakarettir. Biz CTP ile geçmişte rakip olduk dolayısıyla öyle bir düşüncem de yok. Her parti başkanının kendi partisinin politikasına sahip çıkması en samimi arzumdur.

Talat doğmadan önce Kıbrıs olaylarının içindeydim

Bundan sonra daha dikkatli konuşursa; neticede karşındaki insandır. Şimdi sen bana cahil diyorsun. ‘Kıbrıs konusunu bilmez ama iç politikadaki entrikaları bilir’ diyor. Şimdi Kıbrıs konusunu bilmezsem, niye oturuyorum bu koltukta? Ben 1976’dan beridir Kıbrıs konusunun içindeyim.

Daha doğrusu, Talat doğmadan önce, 1963’ten önce Kıbrıs olaylarının içindeydim. 1963’te genç bir doktor olarak girdim, bu yaşımdayım hâlâ Kıbrıs olaylarının içerisindeyim. Onun için ben Talat gibi 40 sene sonra, olaylar başlamış da 40 sene sonra… 74’ten bu güne 40 sene olmuştur. Bu da demektir ki ben 51 senedir olayların içerisindeyim. Ben rastgele politikaya girmiş biri değilim. Biri beni elimden tutup da hasbelkader bakan yaparak başkalarının gölgesine girmiş biri değilim ki… Alnımın teriyle, kendi emeğimle, insanlarla kucaklaşa kucaklaşa bu günlere geldim.”

Eroğlu, kendisinin ‘UBP’yi idare edecek’ yönünde bir düşüncesi olmadığını çünkü UBP’nin hali hazırda bir başkanı olduğunu belirtti.

Aynı şekilde DP’nin de başkanı, yetkili kurulları olduğunu belirten Derviş Eroğlu, “Ama elbette sempati duyabilirim, o da benim hakkım. Nasıl o CTP’ye sempati duyarsa, ben de içinden çıktığım partiyi reddedecek edecek değilim” şeklinde konuştu.

Eroğlu sözlerini “Kurduğum ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde bana destek veren partiyi inkâr edecek değilim ama iç işlerine müdahale, o benim işim değildir. Bana gelip danışan olursa düşüncelerimi söyleyebilirim ancak benim ne ayaklarım ne kollarım bu partinin içinde değil” diyerek tamamladı.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA