ADNAN OKTAR TEK TİP 'KEDİCİK' SEVİYORMUŞ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Adnan Oktar ve grubuna yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan ve etkin pişmanlıktan faydalandıktan sonra tahliye edilen Ayça Pars, 30 yıl kaldığı grupta yaşadıklarını anlattı.

21 Eylül 2018 Cuma 17:14
Adnan Oktar grubunda 30 yıl yer alan Ayça Pars, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Etkin pişmanlıktan faydalanarak çeşitli beyanlarda bulunduktan sonra geçen hafta tahliye edilen Pars, örgüte nasıl girdiğini, neler yaşadığını ve cezaevinde geçirdiği zamanı AA muhabirine anlattı.
Pars, 17 yaşında kolejde okuyan arkadaşlarıyla yazlıkta kalırken dini bilgiler anlatan ve o zaman 'Adnancılar' olarak isimlendirilen bazı insanlarla tanıştığını belirterek, bir süre sonra Ortaköy'deki eve götürülerek Adnan Oktar'la tanıştırıldıklarını söyledi.
Çevrelerindeki kendilerine benzeyen insanların da dinle ilgilendiklerini görünce onlara güvendiklerini ifade eden Pars, şöyle devam etti: "Yaşadığımız çevreden dolayı dinden biraz uzaktık. Ben dinimi öğrenmek, yaşamak istiyordum ama çevremde hiç kimse yoktu. Bir baktım burada böyle bir çevre var ben de inancımı bunlarla yaşamak istedim, hem çevremden kopmamış olup hem de dinimi yaşamak istiyordum."
Dini konuları o zamanlarda çok merak ettiğini dile getiren Pars, "Yavaş yavaş, aşama aşama bu sistemin içine dahil oldum. Boğaziçi Üniversitesi matematik bölümünü kazanmıştım. Oradayken de o insanlar okula geliyordu. Sonra küçük küçük gruplara ayırdılar, biz de o gruplara dahil edilerek sürekli toplantılar yapılıyordu. O toplantılarda dini konular konuşuluyordu, ayetler ezberleniyordu" diye konuştu.
'HERKESİ TEK TEK SEÇEREK GRUPLARA AYIRDI'
Pars, bu şekilde Adnan Oktar grubuna dahil olduğunu belirterek, "Okuldan mezun olduktan sonra mesleğimi yapmadım. Onların içindeyken ilk başta kitap çalışması için kütüphanelere girerek çeviri ve derlemeler yapıyorduk. Bu gruptakilerin, bir süre sonra çok kişiyle tanıştıkları gerekçesiyle evden dışarı çıkmaları, ailelerle görüşmeleri yasaklandı. Herkesi bu şekilde dış dünyadan kopartacak örgüt hiyerarşisinde yer alacak şekilde görevlendiriyorlardı" ifadelerini kullandı.
"Örgüt, 1990'ların ortalarından itibaren hiyerarşik bir yapıya büründü. O zaman birinci gruba 'tebliğ grubu' denildi. Bunlar, güzel kızlar ve ailesi etkin kişilerden oluşuyordu" diyen Pars, Oktar'ın hiyerarşik yapı içinde herkesle görüşmediğini, 'birinci grup' içinden seçtiği imamlar üzerinden diğer gruplara etki etmeye çalıştığını söyledi.
Pars, Oktar'ın herkesi tek tek seçerek gruplara ayırdığını, sonra da sadece 30-40 kişilik birinci grubun içindekilerle görüşmeye başladığını dile getirerek, örgüt içinde bir dönem toplu ayrılmaların yaşandığını, Oktar'ın ayrılan kişileri 'münafık' olarak tanımladığını aktardı.
Oktar'ın bu kişilerle irtibat kurulmasını yasakladığını anlatan Pars, "Bunlara karşı sosyal medyada itibarsızlaştırma, hakaret etme, alay etme, hukuki olarak onları zor duruma düşürecek suç isnatları yapıldı. Hukukun açıkları kullanılıyor. Örgütten ayrıldıkları zaman gidebilecek bir kapıları olmasın diye özellikle erkek üyelerinin ailelerini iflasa sürükleyecek yöntemler izlendi" dedi.Pars, hiyerarşik yapı içinde 'münafıklar', 'imamlar' gibi gruplar yaratıldığını belirterek, Oktar'ın da kendisini en büyük imam yani 'Ulu'l emir' pozisyonuna getirdiğine işaret etti.
Örgütün bir üyesine suç işlettiğini veya suça karışmış birisiyle görüştürüp bu kişiyi kendisine bağladığını ifade ederek Pars, bu tarz yaptırımlarla insanların başlarına geleceklerden korktukları için örgütten ayrılamadıklarını belirtti.
'30 YIL SONRA GELEN BİR ÖZGÜRLÜK'
Pars, kendisinin de daha önce ayrılmak istediğini ancak başına geleceklerden korktuğunu vurgulayarak, "Ben de şimdi açıklıyorum ama devletimizin kararlılığına inandığım için rahatlıkla konuşuyorum. Şu anda da bana sosyal medyadan saldırıyorlar ama vicdanen ben bunu yapıyorum" dedi.
"Cezaevine girdikten sonra özgür oldum" diyen Pars, "30 yıl sonra gelen bir özgürlük. fiziksel olarak da kafa olarak da vicdanen de özgür oldum, çünkü vicdanımız baskı altındaydı, söylenen şekilde düşünme, Kur'an-ı Kerim'i söylenen şekilde yorumlamak zorundaydık. Şu anda vicdanen ve iradi olarak özgür olduğumu söyleyebilirim" görüşünü dile getirdi.
'KADINLARIN TEK BAŞINA ÇIKMALARI YASAKTI'
Kısıklı'daki bir örgüt evinde kaldığını, uzun süre Kandilli'deki evde de bulunduğunu söyleyen Pars, "Biz kadınlar bir AVM'ye ya da hastaneye tek başına çıkamazdık, yanımızda sürekli bir şahidin olması gerekiyordu. Ailenizle annenizle görüşürken bile yanınızda o şahitle gitmemiz gerekiyordu" diye konuştu.
Pars, birçok ailenin kızlarını kurtarmak için girişimde bulunduğunu ancak Oktar'ın onları örgüt içinde tutmak için sahte evlilik gibi çeşitli yöntemler kullandığını belirterek, birçok kızın örgüt içinde hiç görüşmediği erkeklerle sahte olarak kağıt üzerinde evlendirilerek örgüte bağlı hale getirildiğini savundu.
'OKTAR KADINLARA ŞİDDET UYGULUYORDU'
Kurallara uymayan kadınlara yönelik çeşitli yaptırımların uygulandığına vurgu yapan Pars, "Oktar çok şiddet uyguluyordu. Dayaklar, küçümseme, hakaret, yerde süründürme, köpek taklidi yaptırma gibi cezalar veriyordu. Erkeklere gücü yetmediği için bunu kadın üyelere yapıyordu. Bazı kadınları, saçlarını dibinden keserek küçük düşürüyordu. Elleriyle saçını yoluyordu, yediği yemeği kafasından aşağı döküyordu. Bunun gibi çok feci şiddet uyguluyordu" ifadelerini kullandı.
'GÖREVİM, ONUN HATALARINI KAMUFLE ETMEKTİ'
Pars, gruba ait A9 kanalında rejiden sorumlu olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Oktar'ın canlı yayınlarını çekiyordum. Orada her şey Adnan Oktar'ın kontrolündeydi, hangi dakikada kimin gireceğini, canı istediğinde ara verip başlatıyordu. Biz onun dediklerinin sorunsuz olarak akışını sağlıyorduk. Çekim açılarını kendisi belirliyordu. Tabletlere bakar, oradan da bütün bilgileri okurdu ama kendisi hiçbir konuda bilgi sahibi değildir. Küçük yaşlardaki kadın üyeleri televizyonlarda göstermek istemezdi. Görevim, onun hatalarını kamufle etmekti"
'DİNDAR KESİMİ 'MÜŞRİK' OLARAK TANIMLIYORDU'
Oktar'ın dindar olan kesimi 'müşrik' olarak tanımladığını belirten Pars, "Kendisini en doğru yolda bulunan kişi olarak savunuyordu. İçeridekilere de bunu telkin etmeye çalışıyordu" dedi.
Ayça Pars, Oktar'ın mehdilik iddialarına da değinerek, "Mehdi 'mehdiyim' demez, kendisi açıkça bunu söylemiyordu. Mehdilikle ilgili olarak Şii hadisler taranırdı. Farsça tercümanlar tutuluyordu ve gelen hadislerin kendisine uyanlarını alıp diğerlerini yok hükmünde sayıyordu. Kendisine uyanları da, hadis birkaç sıfatı söylerken o birini alıyordu, uymayanları çıkarıyordu. Hadisleri tahrif ediyordu. Sürekli tarih vererek mehdi beklentisini ayakta tutmaya çalıştı" diye konuştu.
'TALİMATLARI CEZAEVİNE DE GELİYORDU'
Oktar'ın şu anda da bunu sürdürdüğünü vurgulayan Pars, "Şimdi de 'Çok yakında hepimiz çıkacağız, Adnan Oktar da başa gelecek, hepimiz bir ülkenin yönetimine getirileceğiz' diyerek hayali bir dünya içinde yaşıyorlar. Zannediyorlar ki Adnan Oktar'ı içeriden çıkartıp mehdi olarak başa getirecekler" dedi.
Pars, cezaevinde koğuşlarda iki kişi kaldığına işaret ederek, "Avukatlar aracılığıyla bize haber geliyordu. Kişilerin ailelerinden medet ummaması için herkese para gönderiliyordu. Koğuşlara televizyon alınıyordu. Herkese ihtiyaçları soruluyordu. Oktar'dan motivasyonu aktif tutacak haber getiriliyordu sürekli. Avukatlar aracılığıyla 'Şunu yiyin, şunu yemeyin'e kadar müdahalesi oluyordu" ifadelerini kullandı.
'OKTAR'IN İSTEDİĞİ BELLİ BİR KADIN MODELİ VAR'
Oktar'ın tercih ettiği bir kadın modeli olduğunu anlatan Pars, "O bayanlara çeşitli kozmetik uygulamalar yaptırıyordu. Bazılarının yüzlerine estetik müdahale yapıldı. Adnan Oktar'ın istediği belli bir model var, o modele gelene kadar botoks gibi takviyelerle bu hale getiriliyordu. Diğerlerini yanında tutmuyordu" dedi.
Ayça Pars, Oktar'a 'herkesin aşık olduğu kişi' imajının verilmeye çalışıldığını dile getirerek, "Bir liste çıkarılıyordu, Adnan Oktar'la fotoğrafı olmayan kadınların mutlaka fotoğraf çektirip sosyal medyada paylaşmaları gerekiyordu. Herkesin mutlaka Adnan Oktar'ı ne kadar sevdiğiyle ilgili bir paylaşım yapması zorunluydu. Bu paylaşımı yapmayanlara ceza veriliyordu. Ayrılanlar aleyhine paylaşım yapılması isteniyordu" diye konuştu.
Dışarıdan görünenle içerideki durumun çok farklı olduğunu belirten Pars, kendisi gibi düşünen birçok kişinin bulunduğunu, bunların da örgütle ilgili bildiklerini korkmadan söylemelerini istedi.
'KADINLARA İMAM NİKAHI KIYIYORDU'
Pars, Oktar'dan ayrılanların genellikle en yakınındakilerden oluştuğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:"Yapılan sapkınlıkları, Adnan Oktar'ın sapkın felsefesini görüyorlar ve 'ben burada duramam' diyorlar. Dolayısıyla ne kadar yakınlaşırsanız o kadar da gitmek istersiniz ama buna cesaret göstermek zor olsa da bunu yapmak gerekiyor. Çemberin en uzak halkası hiçbir şey bilmediği için bağlıdır, en yakın halkası ise çok şey bildiği için gitmek ister ama çok şeyle bağlıdır ona cesaret edemezler"
Adnan Oktar'ın kendisine bağlı kadınlara imam nikahı kıydığını, imam nikahı kıymadıklarını da "cariye" olarak aldığını aktaran Pars, iki şahit tutup 'aldım seni' deyip 1 lira mehir parası veriyordu. Oradaki bayanların hepsinin bu şekilde Adnan Oktar'la bir bağlılığı vardır" şeklinde konuştu.
Hafta sonu hava nasıl olacak?Meteoroloji Dairesi, bugün ve yarın yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini duyurdu.19 Haziran 2026 Cuma 09:28HAVA DURUMU
Türkiye Milli Güvenlik Kurulu'ndan KKTC ve Doğu Akdeniz mesajıMilli Güvenlik Kurulu, Türkiye'nin garantör ülke olarak Kıbrıs Türklerinin güvenliği ve haklarını korumakta kararlı olduğunu vurgulayarak, KKTC'nin hak ve menfaatlerine zarar verecek hiçbir oldubittiye izin verilmeyeceğini açıkladı.18 Haziran 2026 Perşembe 22:39TÜRKİYE
Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi’nin yeni hizmet binasının temeli atıldıDeğirmenlik-Akıncılar Belediyesi’nin tüm birimlerini tek çatı altında toplayacak yeni hizmet binasının temeli düzenlenen törenle atıldı.18 Haziran 2026 Perşembe 22:38KIBRIS
Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmasında 8 ismin testi pozitif çıktıÜnlülere yönelik uyuşturucu soruşturmasında örnekleri alınan şüphelilerden Ali Efe Bezci, Berdan Mardini, Enis Arıkan, Kenan Doğulu, Oğuzhan Beker, Ozan Doğulu, Tolga Çam ve Yaşar İpek’in test sonuçları pozitif çıktı.18 Haziran 2026 Perşembe 22:36TÜRKİYE
Son bir haftada 52 trafik kazası meydana geldi, 19 kişi yaralandıÜlkede, geçen hafta 52 trafik kazası meydana geldi, 19 kişi yaralandı.18 Haziran 2026 Perşembe 22:36KIBRIS
Sağlık Bakanlığı’ndan sahte randevu sitesi uyarısıSağlık Bakanlığı, “kktcsaglikrandevu.com” sitesinin resmi randevu sistemiyle bağlantısı olmadığını belirterek vatandaşları bu platformu kullanmamaları konusunda uyardı. Bakanlık, konuyla ilgili hukuki süreç başlatıldığını açıkladı.18 Haziran 2026 Perşembe 16:50KIBRIS
DAÜ, QS Dünya Üniversite Sıralaması'nda ülkede 1, dünyada 691'inciDoğu Akdeniz Üniversitesi, QS Dünya Üniversiteler Sıralaması 2027’de 1.504 üniversite arasında 691’inci sıraya yerleşerek KKTC’nin en iyi üniversitesi oldu.18 Haziran 2026 Perşembe 16:48DAÜ - DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ
Merkezi Cezaevi yasa tasarısı oy birliğiyle Genel Kurul'a sevk edildiCumhuriyet Meclisi İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi, “Merkezi Cezaevi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nı oy birliğiyle kabul ederek Genel Kurul gündemine sevk etti.18 Haziran 2026 Perşembe 16:47KIBRIS
Çatalköy-Esentepe Belediyesi’nde Hizmet İçi Eğitimler Devam EdiyorÇatalköy-Esentepe Belediyesi, personelinin mesleki gelişimini desteklemek ve vatandaşlara sunulan hizmet kalitesini artırmak amacıyla hizmet içi eğitim programlarını sürdürüyor.18 Haziran 2026 Perşembe 16:46KIBRIS
Powerbank çantasında patladı.Kazakistan'da bir spor salonunda, bir kadının çantasındaki powerbank aniden patlayarak alev aldı. Güvenlik kameralarına yansıyan olayda kadın yaralanırken, çalışanların hızlı müdahalesi sayesinde yangın büyümeden kontrol altına alındı.18 Haziran 2026 Perşembe 16:42TEKNOLOJİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2014 Detay Kıbrıs











Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.